replika telefonlar ve allah bilgileri55

replika telefonlar ve allah bilgileri55

 en güzel bilgileri yazan replika telefonlar diyorki Eğer (sevgisi kalbime işleyecek derecede) dost edinmiş olsaydım.D» Bekir’i dost edinirdim. Fakat aramızda İslâm kardeşliği vardır. Pp gamberiniz Allah’ın dostudur. (Yani, O’nun kalbine Allah sevgisindenhîik sevgi girmez) (338).
Yine Resûluilah (sııllnllühu aleyhi ve scilcnı) buyuruyor:
— Benim gözlerim uyur, takat kalbim uyumaz (339).
—Ben sizin mahiyetiniz değilim. Ben (devamlı olarak, aç, susuz kalabilirim) çünkü Rabbim beni yediriyor ve içiriyor (340).

Peygamberlerin içleri her türlü âfetlerden münezzehtir. Her türlü noksanlıktan ve illetlerden beridir ve temizdir. Bu hir nebzccik beyandır ki, yüksek himmet sahibine bunun mazmunu kâH gelmez. Bilâkis tafsilatına muhtaç olur. İnsaallah bu kısa beyandan sonra gelecek iki babda Allah'ın yardımı ve izniyle tafsilat vereceğiz. Allah (bütün islerimde) bana kâfidir. O ne güzel bir vekildir.
BİRİNCİ BAB
DİNİ İŞLERLE İLGİLİ HUSUSLARLA,
PEYGAMBERİMİZ (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM)’İN VE BÜTÜN PEYGAMBERLERİN KORUNMASI
(Musannif) Kaadı Ebu’I-Fadl t yaz (raliimehııllah) diyor:
— Bil ki (ey okuyucu) beser fcrdlerinc gelen değişimler ve âfetler beşerin cismine veya duyu organlarına ya kasıtsız ve ihtiyarsız olarak gelir, ârız olur, hastalık ve acılar, sancılar gibi. Veyahut kasıd ve ihtiyar ile ârız olur. Bunun hepsi, hakikatta amel ve fiildir. Fakat bilginlerin âdeti şudur ki; bunu tafsilâtlı olarak üç kısma ayırırlar;
1—Kalb ile kesin olarak ta.sdik etmek,
2—Dil ile söylemek,
3—Azalar ile işlemek.
Beşerin hepsine, değişiklikler (bir halden başka hale intikal etmek) ve âfetler bu çeşitlerin hepsinde ariz olur. (Yaradılış itibariyle) peygamberler her ne kadar beşer yaradılışında olup, yaradılış itibariyle beşerin diğer kısımlarına caiz olan hususlar onlara da caiz ise de, kesin ve yakın deliller ve icma-i ümmetle .sabittir ki. onlar bu hususlarda beşerden ayrıdtrlar. İhtiyarî olarak olsun, gayri ihtiyarî olarak olsun onlar bütün âfetlerden beridirler. Allah’ın hıfzı himayesindedirler. Nitekim biz inşaallah bu hususu tafsilâtlı olarak zikredeceğiz.
(33V)Tahrici fintı bolümde geçli, oraya bakıla
(340)/mam Buhuri. .Sahih 30 Kiıahu's-Savm. 48 Babu'l Visali vc Men Kile lı'I Le)lı Sıyamün'üc Hr 4i}orf.a/'dan/mam Müs/ım. Sahih 13 Kiiabu's-Siyanı II nabıı'n-Nchyianri-Vısalı rrs-.Savm'ıla Hm Ömer (r a
PEYGAMBER (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM)’İN PEYGAMBERLİĞİ VAKTİNDEN İTİBAREN KALBEN KESİN OLARAK TASDİK EDİLMESİ
Bil ki, — Allahü Teâlâ bana vc sana tcvfikini ihsan buyursun —, Şüphe, siz Peygamber (sulbllahu aleyhi ve selleml'in kalbinin, levhid bakımındaı olsun, Allah’ın yüce zalim bilmek, tüm .sıfatlarını biliyor, Allah’ın varh^. na iman ediyor, kendisine vahy edilen bütün hususları en ufak noktasınava. rıncaya kadar tam mânâsiyle ayan bc>an biliyor ve bütün külliyatına jakinaı vâkıf bulunuyordu. En küçük şek ve şüpheden, tereddüden, bunlann herhan-gi bir kısmını bilmemekten beri idi. Bunların zıddmdan tam mânâsiyle korunmuş idi. İş bu Peygamberimiz efendimiz (aleyhisselâm) hakkında icnu-len zikrettiğimiz hususlar hakkında Müslümanların icmai vardır Kesin ve açık delillerle sabittir ki, peygamberlerin kalblerinde zikredilen hususlam maadasının bulunması asla doğru değildir. Bulunamaz. Buna İbrahimfaiıy. hisselâm) bir vakit şöyle demişti:
*‘Ölüyü dirilttiğime inanmadın mı?” buyurdu. İbrahim;
—“Evet, inandım fakat kalbim lam yatışsın diye sordum.” dedi(341).
Bu âyetteki; ‘‘Evet, inandım, fakat kalbim tam yatsın” sözü ile itim olunamaz. Çünkü İbrahim (aleyhisselâm) Allah’ı (cdlc celdiühu) kendisine ölüleri dirilttiğini haber vermesinden hiç şüphe etmemişti. Fakat kalbinin yatışmasını ve bilfiil ölünün dirilmesini müşahede etmek için mönakajaıı terk etmek üzere bunu Allah’tan istedi. Böylcce (Allah’ın ölüyü dinlim-siyle) birinci ilim ki (ilm-i yakın) hâsıl oldu, ölünün dirilmesinin keyfiyetin: müşahede etmekle dc ikinci ilmi (ayne’l-yakîn)’i murad etti (bu birincile-cihdir.)
İkinci vecih:
İbrahim (aleyhisselâm) bunu Rabbisinden istemek suretiyle Allah’ın diasını kabul ettiğini bilmesini ve Rabbisinin katındaki yerinin dcrccesinioj renmek i.stedi. Öyle ise Allahü Teâlâ’nm ‘‘Ölüyü dirilttiğime inanmadın mı?” sözünün mânâsı şöyle olur; Benim katımdaki yerinin yüksekliğim,ot dost edindiğimi ve .seni seçip peygamber yaptığımı tasdik etmiyor musun’ Üçüncü vecih:
Birinci ilimde (ilm-i yakîn) şek ve şüphe bulunmuyor ise de. kalbininiaıt yatışmasını ve ölünün dirilmesini müşahede ederek, ilminin ziyadek?-meşini (ayne’l-yakîn olmasını) talep etti. Zira amelî olan ilimlerlenafl- İN PEYGAMBERLİĞİ VAKTİNDEN
ri olan ilimler arasında kuvvetli olmaları bakımından birbirlcrındc üstünlük vardır. Amelî ilimlere şek ve :>üphcnin gelmesi mümkün değildir. Amma nazarî ilimlere ^jek ve şüphe gelmesi caizdir İbrahim (aleyhisselâm) nazarî ilimden veya haberden miişahedeye intikal etmek ve ilnı-i yakiiıden aync’l-yakînc yükseltmek istedi. Haber ise. gözle gömıek gibi değildir. Bunun içindir ki.Se/j/ h. Abdullah (k.s.) şöyle diyor İbrahim (aleyhisselâm), basiretinin kemale ulaşması bakımından yakın nurunun ziyadeleşmesi için eşyadan perdenin kalkmasını talep etti.
Dördür)cü vecih:
İbrahim (aleyhisselâm) müşriklere Rabbisinin hem öldürdüğünü ve hem de dirilttiğini delil olarak söylediği vakit, getirmiş olduğu delilin ayan beyan olarak gerçek ve sahih olması için Rabbisinden bu hususu talep etti.
Beşinci vecih:
Bir kısım bilginler şöyle diyor: İbrahim (alcyhissclâm)'in “Ey Rabbim, ölüleri nasıl diriltirsin? Bana göster.” diye, edep yolu ile sormaktadır. Bundan “Beni ölüyü diriltmeye muktedir kıl” murad edilmiştir. “Kalbim tam yatışsın” sözü ise şöyle tefsir edilir: Bunu arzulamak ve temenni etmekten kalbim mutmain olsun.
Altıncı vecih:
İbrahim (aleyhisselâm) kalbinde şek ve şüphe yoktu fakat şek var diye gösterdi ki, dileği kabul edilsin ve Allah’a yakınlığı ziyadeleşsin. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'\n:
“Biz şek etmeye İbrahim’den daha lâyıkız.” sözü İbrahim (aleyhisselâm) ’ın şek ettiğini itiraf değildir. Bilâkis O’nun şek etmesini nefyetmek ve zayıf kalblilerin böyle İbrahim (aleyhisselâm)'\n şek elliğini zannetmelerini uzaklaşiırmaktır, üu âyet geldiği zaman bir kısım insanlar bunu işitti ve İbrahim şüphe etti, bizim peygamberimiz şüphe etmedi dediler. Peygamberimiz bunu gidermek için:
“Biz şüphe etmekte İbrahim (aleyhisselâm)’&an daha lâyıkız” buyurdu.
Yani biz (peygamber, mü’minler topluluğu) öldükten sonra tekrar dirilmeye ve Allah’ın ölüleri dirilteceğine tam mânâsı ile. şüphesiz iman ediyo-nız. Eğer bu hususta İbrahim (aleyhisselâm) şüphe etmiş olsaydı, biz şüphe etmekte ondan daha önce gelirdik. (Bu sözü Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), İbrahim (aleyhisselâm)'a karşı nezaketen buyurmuştur. Çünkü/bra/ı/m (aleyhisselâm) baba makamındandır.) Veyahut ünunetinden şüphe etme ihtimali olan kim.seleri, murad ederek buyurmuştur. Veyahut da tevazu olarak veya İbrahim (aleyhisselâm)'m kıssası kendi durumunu bilmeye veya ilm-i yakîninin ziyadeleşmesine hamlolursa onu tezkiye etmekten çekindiği için böyle buyurmuştur.
“Ey peygamberim! Eğer sen indirdiğimiz kıssa ve haberlerden bilfar/ şüphe edecek olursan, senden evvel kitap (Tevrat) okuyanlara sor; (O kitapta da bu haberler vardır). Yemin olsun ki, onlar hak ve doğru olarak Rabbin tarafından sana geldi. Şüphe edenlerden olma. Sakın Allah’ın âyetlerini tekzip edenlerden olma. Sonra hüsrana düşenlerden olursun” (342).
Âyet-i edilenin mânâsı nedir? diye sorarsan derim ki:
Sakın (Allah kalbini doğrulukta sabit kılsın). Bazı müfessirlerin/6nA6. bas (radıyallahu anhüma)'dan ve başkasından rivayet ederek, Peygamber(sa/-lallahu aleyhi vc sellem)’iı\ kendisine vahy edilene şüphe ettiği ve şüphenin insanlık icabı olduğunu beyan hususunda kalbine herhangi bir şej gelmesin. Bu gibi şeyler Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) hakkında asla câiz değildir. Bilâkis, İbn Abbas (aksini ileri sürerek) şöyle demiştir “Peygamber (sallallahu aleyhi vc sellem) ne şek ve ne de şüphe etmıy tir. ” (Kendisinden evvel kitap okuyanlardan herhangi bir kimseye sorma-mıştır.) Aynı söz İbn Cübeyr vc Hasan’dan rivayet edilmiştir. Katâdefradı-yallahu anh)’dan rivayet edilmiştir.
Peygamber (sallallahu aleyhi vc sellem) şöyle buyurmuştur:
— Ben ne şüphe ederim ve ne de sorarım (343).
Müfessirlerden çoğu bu görüştedirler. Geçen âyet-i kerimenin mânâsı hakkında, ihtilaf ettiler. Bir kısım bilginler şöyle diyor: Âyet-i kerimeden murat şudur; “Ey Muhammed! Şek ve şüphe edenlere söyle, (eğer sen şüphe ediyorsan)’’ âyet-i kerimeyi böyle tevil edenler diyorlar ki: Bizzat bu sûrede öyle bir âyet vardır ki. bu tevile delâlet ediyor. O da şu âyet-i cehledir (Ey Resûlüm) de ki:
“l'Â insanlar! Eğer benim dinimde herhangi bir şüphede işenir (hakok duğunda şüphe ediyorsanız, sizin şüphenizden ötürü) bilin ki, ben Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam. Ancak sizi öldürecek olan Allah'a ibadet ederim ve bana mü’minlerden olmaklığım emrcdilmişlir (344).
Âyet-i kerimedeki hitapdan murad, Arap veya Peygamber (sallallahuale}lıi ve scllem)'in ümmetinden, peygamberden başkası olandır diye rivayet edilir. Nitekim Allahü Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Gerçekten sana ve senden öncekilere şöyle vahyolundu: (Farz ıım hal) eğer Allah’a eş koşarsan, muhakkak amelin boşa gider ve elbetlt hüsrana uğrayanlardan olursun’’ (345).
(342)Yunus Sûresi, âyel: 94 95.
(343)Ihn Abbas (r.u.)'üan İbn Halim'in hadisi lahriç elliğini İmam Suyûti(r.h ) Mcnahıl?)'*li' deımiylır.
(.344) İmam Çerini 'l-Tabcri'nin hadisi lahriy elliğim lımm SOyûıi (r.h.) Menahıl; Shf 33'ıklı,'*' miylir.
(345) Zümer Sûresi, âyet: 65,
Âyet-i kerimedeki hitaptan mıırnd, Pcygambcr’dcıı başkasmadır. Bunun aynısı şu âyet-i kerime içinde geçcrlidir:
“O halde, şu müşriklerin ibudel ettikleri putların dalâlet olduğunda sakın şüphe etme” (346).
Bunun benzeri çoktur. Bckr b. Âla' der ki; "Allahü Teâlâ ne buyuruyor görmüyor musun?” (Allah buyuruyor).
"Sakın Allah’ın âyetlerini tekzib edenlerden olma. Sonra hüsrana düşenlerden olursun” (347).
Peygamber (sallallahu aleyhi ve scilem) davet etliği hususla kendisi tekzib ediliyordu. Nasıl olur da kendisi tekzib edenlerden olur. Bu âyetlerin hepsindeki hitaptan murad Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellemj’dcn başkasıdır. Allahü Teâlâ’nın;
"O Allah’dır ki, göklerle yer ve aralarında olanları altı günde yarattı, Sonra Arş’ın üzerinde hükümran oldu. O Rahmandır. Artık bu yaratma işlerini, her şeyi bilenden sor” (348) âyet-i kerimesi de bu âyet
Bu (son) âyet-i kerimede emrolunan Peygamber (sallallahu aleyhi ve sel-lenıj'den başkasıdır. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'e sormasını emrediyor Allah O’na Peygamber (sallallahu aleyhi ve selicm) bilen ve somlandır; bilmeyen ve soran değildir. Bekrh. Â/.<’ diyor ki; “Bu şek eden pej'gamberlerden başkası olup, kitap okuyanlara sorması hususu kendisine emredilenler. Peygamber (sallallahu aleyhi ve scllem)'\n dine, tevhide davet ettikleri değil, belki Allahü Teâlâ’nın kendilerinden haber verdiği geçmiş ümmetlerdir.” Allahü Teâlâ’nın:
“Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerden (ümmetlerinin ileri gelen âlimlerinden) sor ki, biz Rahman’dan başka ibadet olunacak ilahlar yapmışmıyız?” (349).
âyet-i kerimesi de bunun gibidir, bundan murad müşrikler olduğu halde hitap Peygamber (sa//a//a/«7 aleyhi ve sellem)'e tevcih edilmiştir. Bunu söyleyen Prb/'dir. Deniliyor ki: Ayei-i kerimenin mânâsı; Senden önce geçenlere sor. Harf-i cer hazfolundu, söz tamam oldu. Sonra;
“Biz Rahman’dan başka ibadet olunacak ilahlar yapmalı mıyız?”, %r inkâr tarikiyle söze başlandı. Vani biz Rahman (olan Allah)’dan başka ilâh kılmadık buyuruldu. Bunu da Mekki nakletti. Bir kısım bilginler de şöyle diyorlar: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Miraç gecesinde bunları Peygamberlere sorması için emrolundu. Sormaya muhtaç olmadan daha fazla yakın ilmi hâsıl oldu.
W)HudSûresi, âyet; 109. (347) Yunus Sûresi, â>x:l; 95. (348) l-urkan Sûresi, âyet; .59. (349) Zuh-'®^fcsı, âyet: 45.
hissdâm)'}n, kendisine peygamberlik ve vahiy geldiği zamanki davranıp, ve Hatice validemize:
“Ben kendimden korktum” (355) dediği söz de böylcdir.
Yani, Allah’ın kendisine verdiği peygamberliğe, Cebrail'i gördüktensonrj şüphe etmiş değildir; fakat Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) kendi kuvvetinin meleğe karşı durmaya ve vahyin ağırlığından dolayı bu yûküyûlı. lenmeye yeterli olmamasından kalbi yerinden oynar, ruhu çıkar diye endıx etmiştir. Bu husus Sahih-i Buhari’de ve diğer hadîs kitablarında varidolan-dır ki. Peygamber (aleyhisselâm), bunu meleklerle karşı karşıya geldıkia sonra veyahut önce ve Allah’ın kendisine peygamberliği bildirip, ağaç V( taşların selâmN'ermesi gibi ilk acaip şeyler görmesi, gece rüyasında gördüklerinin aynısının çıkması ve müjdelerin verilmesi gibi şeylerin kendisine verildiği vakit böyle söylemiştir. Nitekim bu hadîsin rivayet yollarıiKkı bazısında şöyle varid olmuştur:
Zikredilenler önce rüyada vukubulurdu. Sonra o görülene PeygamberfaJeı hisselâm)'tn ünsiyet kesbetmesi için ilk karşılaştığı, müşahade ettiği anda beşeri olan bünyesinin bu gibi hususlara gücü yetmez diye önce rüyadasn-kubulur ve sonra uyanık iken gösterilirdi.
Sahih (Buharî ve Müslim) de Hz. Âişe (radıyallahu anhaj’dan şöyle risj-yet edilmiştir:
—Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve se//em)’in vahiyden ilk olarak kendisine gelen husus “Sadık olan rüyadır”.
Yani, gerçeğe uygun olan rüyadır. Hz. Âişe devamla der ki:
Sonra Peygamber (aleyhisselâm)'a yalnızlık sevdirildi. (Bu hal kendi sine) Hira’daki mağarada vahiy gelinceye kadar devam etti (356).
Fbni Abbas (radıyallahu anhüma)'dan şöyle rivayet edilir:
—Peygamber (aleyhisselâm) Mekke 'de onbeş sene kalmıştır. Bu müddet içinde Cebrail’in sesini işitir, ziya görürdü. Yedi sene hiçbir şey prmie bu hal böyle devam etti. Sekiz sene de kendisine vahyedildi (357).
(355)imam Buharı. Sahih I. Kitabu Bedı'l-Vahyi, 3. Haddesena Yahya h Bûkcyr'ir ImımHa Um. Sahih I. Kilabii'l-îyman 73, Bahu Bedi'l-Vahyi ilâ RcsûlillahI (vıllallahu alı'yhı vcscIMıkS: (160) No lu melnı «z. ÂifC (r a.)dan lahrıy etmişlerdir.
(356Tahrici 355 No lu dipnolda zikredilen kaynaklardaki kıiab vebahlarınaynı vctmlİMniın*» dan alınmış bir kısımdır Oraya bakıla.
(357)Abdullah b. Abbas (r.anhüma)'dan İmam İbn Sâd’ın Tabakal ında lahrıç cıiıJını/mMSMt (r.h.) Menahil, shf. 74’de kaydetmiştir.replika telefonlar yazdı ve sundu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder