replika telefonlar ve allah bilgileri89
bugün sizlere en güzel bilgileri yazan replika telefonlar diyorki Bu söz Peygamberimizin altmış beş .sene yaşamasına göre uygun görülür Halbuki sahih oto pk ki. Peygamber (aleyhisselâm) altmış üç sene yaşamıştır. Sahih olan rivayetlere göre kendisineptıj» herlik geldikten sonra onüç sene Mekke’de ve on sene de Medine'de yaşamışlardır Barı bilpnlfl.* mış üç .seneden murad. doğum ve vefat senelerinin dışındaki senelerdir, diyorlar Bu ıkıseneıkı» beş sene olurIhn Ishak bazı sahabelerden ^<iyle rivayet ediyor:
— Peygamber (sallallahu aleyhi ve scilem) Hira’daki mağarada ibadet ediyordu. Peygamber (aleyhisselâm) (oradaki hadiseyi beyan etmek için) Ben uyurken (veyahut, şöyle yaslanmış olup derin bir tefekkürde iken) Cebrail bana geldi ve oku dedi. Bunun üzerine “Ne okuyayım" dedim, buyurdu.
(İhn İshak) Hz. Aişe (radıyallahu anha)'nın hadîsi gibi, Cebrail'in Peygamberimiz (aleyhisselâm)'\ sımsıkı tutup ona .sarılarak sıktığını ve;
“İKRA BİSMİ RABBİKE” sûresini üç kere okuttuğunu zikreder.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
Cebrail (aleyhisselâm) benden ayrıldı; ben de uykudan uyandım. (Veya derin tefekkürden ayrıldım). Sanki bu sûre (ikra bismi sûresi) kalbimde nakşedilmişti. Bana şair veyahut mecnun denmesinden daha çok öfkelendiğim bir şey yoktur. Ben bu halimi gizli tutup, yüksek bir yere çıkarak oradan kendimi atar, intihar ederim ve Kureyş deli ve şairdir diyerek benden ebediyyen bahsedemez, diyordu. (Ben bulunduğum yerde) bunu tatbik etmeye kalkışırken bir de gökten bir münâdinin;
Ey Muhammedi Sen Allah'ın Resûlüsün ben de Cebrail’im" diye nida ettiğini işittim. Bir de baktım ki, Cebrail'i adam surelinde (gördüm)...
İbn İshak ’ın rivayet ettiği bu hadîste Peygamber (aleyhisselâm) şunu açıklıyor; Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Hatice validemize;
"Ben kendimden korkuyorum."
demesi, dağın tepesine çıkıp kendini aşağı atmak istemesi, Cebrail (aley-hisselâm)'a mülâki olmazdan önce idi. Yani; uyanık halinde ve Allah’ın kendisine peygamber olduğunu bildirmezden ve kendisine Resul olarak seçtiğini açıklamadan önce idi. !bn İshak'm rivayet ettiği hadîs gibi bir hadîsi deAmr b. Şurahbil rivayet etmiştir. Peygamber (aleyhisselâm) Hatice validemize şöyle buyurmuştur:
— Ben yalnız başıma bulunduğum zaman, bir ses işitiyorum. Allah'a trminle söylüyorum ki, bunun bir iş için olmasından Korkuyorum (358).
Hammadb. Seleme (radıyallahu anh)'ın rivayetinde ise. Peygamber (aley-hısselâm)'ın Hatice (radıyallahü anhâ) validemize şöyle buyurduğu varid olmuştur:
— Ben (büyük) bir ses işitiyorum. (Parlak) bir ziya görüyorum. Btn, kendimde bir değişiklik olmasından korkuyorum (359).
Buna göre (bir ses işitiyorum, hadîsine göre) ve eğer bu hadislerinbcı rivayetlerinde varid olan sözü doğru ise, (Peygamber (a/ey/j/.sse/âm)’ın|)ı sözü) kendisinden şair ve mecnun olmasının çok uzak olduğu vegörmüjoi duğu ziyanın doğrulanması hakkında şüphe ve şek etme mânâlarının kendilerinden anlaşılan lâfızla tevil olunur. Bunların hepsinin kendisine peygaır-ber olduğunu bildirmeden önce olduğu ile tevil olunur. Bu husus nasılbâı le olmaz ki. bu lâfızların bazısının rivayet yolları doğru değildir
Ama, Allahü Teâlâ'mn Peygamber (aleyhisselâm)’’d\ peygamber oldu^. nu bildirdikten ve kendisine Cebrail geldikten ve vahiy getirildikten sonrj ise, kendisinden şek ve şüphenin sudur etmesini söylemek aslado^ruol-maz. Allah’tan kendisine vahyedilen hususta şüphe etmesi deaslacâiz olmaz.
/bn Ishak, hocalarından şöyle rivayet etmiştir:
Peygamber ('a/ey/ı/sse/ânı) kendisine Kur’ân-ı Kerim nazil olmadanönet, Mekke’de nazardan okunurdu. Kendisine Kur’ân nazil olduğu zamandanend olduğu gibi, kendisine nazar oldu. Bunun üzerine Hatice (radı^-allaks]-ha) validemiz şöyle buyurdu:
Sana, okuyacak birini getireyim mi?" Peygamber (a/eyhisse/imjOna cevap olarak:
Şimdi ise (Kur’ân nazil olduktan sonra) hayır. (Okunmaya ihtiya cim yoktur) buyurdu.
(İbn İshak’m ve Beyhâkî'nın) rivayet ettikleri, Hatice (radıyaMuanhıl validemizin başım açıp (saçını göstermesi) ve gelenin meleklerden Cel)r^ /7’in olup olmadığını tecrübe etmesini ifade eden hadîs-i şerif ise. bu hm Peygamber (aleyhisselârr)'..ı peygamberliğinin doğruluğunun tahakkuka mesi, gelenin Cebrail olduğunu bilerek kendisinden şüphenin gitmesiiçıt Hatice (radıyallahu anbâ) validemiz hakkında vâki olmuştur. YoksaHatke (radıyallahu anha) validemiz bunu. Peygamber (^a/cy/ıısse/ânı)bununlakcrr di durumunu tecrübe etsin diye yapmamıştır. Hattâ Abdullah b. Muhıcı-med b. Yahya b. Urve'v.'m Hişam'&an. onun da babasından, Hz. /îıyefradı yallahu anhâ)’dan rivayet ettiği hadîs-i şerife göre; Varaka bizzat Hatice ir lidemiz böyle yapıp tecrübe etmesini emretmiştir (360).
İsmail b. Ebu Hakcm'm rivayet ettiği hadîste ise, şöyle varit olmujtur Hatice validemiz. Peygamber (alcyhisselâml'a şöyle dedi:
(359)/ijKinı Tabcrani'run vc Ihn Mcni'nın Musnal'ındc; "An Hamnud an Annıat Ihn Ihn Ahhas (r a.)'' tarikiyle tahriç elliğini İmam Sıiyûli Men,ıhıl. Shf 74'dc kaydcimıjiır
(360)İmam Ehu Naim'in Dclaılü'n-Nübüvvc'sinde hadîsi luhrıç etliğini İmam Suyüıî(r)ıI.^ hıl. 74'dc kaydetmiştir
PEYGAMBER’İN PEYGAMBERLİĞİ VAKTİNDEN..
*— Ey amucamın oğlu! (her ikisi nesebet) dedeleri Kusay’de birlcşiyor-lar). Dostun (Cebrail) geldiği /aman bana haber verebilir misiniz?” Peygamber (aleyhısselâm):
“Kvet” buyurdu.
Cebrail (aleyhisselânı) geldiği zaman. Peygamber (aleyhisselâm):
•‘Hatice validemize haber verdi.”
Hatice (radtyallahu anha):
Peygamber (aleyhisselâm)'a. yanıma otur. dedi. Hadîsi z.ikrcUi (361), İsmail b. Ebu Hekim'in beyanı olan hadîs-i şerifte şöyle beyan ediliyor:
Hatice validemiz dedi kı:
“Bu, şeytan değildir. Bu bir melektir, ey amucamın oğlu! (Bunun yanında bulunanları) bulunduğun şey üzere sabit ol. Onu bize müjdele, dedi ve peygambere iman etti.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'den, iki sene vahyin kesildiği zaman, Ma’mer'm, “Bize ulaşan hadislere göre. Peygamber (aleyhisselâm) vahyin kesilmesinden öylesine mahzun ve mükedder olmuştu ki, bunun yüzünden çok defa kendisini yüksek yerlerden atmaya teşebbüs etti.” (362) sözüne, Ma'mer’in' bu esa.sta Peygamber (aleyhisselâm)'dan bize ulaştığına göre icmalen demesi, hadîsi kimseye isnad etmemesi, hadîsin ravisini zikretmemesi, kendisine hadîsi kimin söylediğini zikretmemesi, peygamber böyle buyurdu demesi ve bu hadîs ancak Peygamber (alcyhisselâm)'dan bilinir dememesi, zarar getirmez. Onun sözünü ta'n etmez.
Bununla beraber, zikrettiğimiz gibi. Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) mahzun ve müteessir olması Cebrail ile karşılaşmasından ve kendisine vahyin gelmesinden önce olduğuna hamlolunur. Veyahut İslâm dinini kendilerine tebliğ ettiği kimselerin kendisini yalanlamalarından dolayı çok sıkılmış, müteessir olmuş, bu hal kendisini yüksek bir yerden atmaya kastedecek dereceye ulaşmıştır.
Nitekim Allahü Teâlâ buyuruyor ki:
“Şimdi Kur’ân’a iman etmezlerse, belki arkalarından esef ederek kendini üzeceksin (kendini helak edeceksin)” (363).
Şerik’in, Muhammed b. Abdullah b. Ukeyl’in Cabir (radtyallahu anhü-ma)’dan b. Abdullah’tan rivayet etmiş oiduğu şu hadîs-i şerif bu tevilin mânâsını doğrulamaktadır:
—Müşrikler Daru’n-Nedve'de Peygamber (alcyhissclâm)’ındm!f^ mı görüşmek için toplandılar. Bu toplantıda Peygamber (alcybissclir^n sihirbaz demelerine ittifakla karar verdiler. Bu iş Peygamber efenin:,, çok fazlasıyla üzdüğünden elbisesine büründü, ü.stüne elbisesini0. rek yattı. Bunun üzerine Cebrail (alcyliisselâm) şu âyetleri gelirdi (y,ı, j
—Ey elbisesine bürünen peygamber! (365).
—Ey örtünen peygamber! (366).
Yahut Peygamber (sallallahu aleyhi ve selicm) vahyin kcsilmcMniıka j dişinden südûr eden bir iş ve scbcbtcn dolayı olduğundan, bunun ■ den kendisine verilen bir ceza olacağından korktuğu için, kendisini jliü, 1 bir yerden atmak istemiştir. Dinde böyle bir işin yasak olduğunadîirlıtj; bir emir gelmemişti. |
Buna ve bunun gibi olanlara Yunus (aleyhisselâm)'\n, kavmınin.«» korkuttuğu azabtan dolayı kendisini yalanlamalarından korktuğu içiıiçk. rinden çıkıp gitmesi ve Allahü Teâlâ’nın Yunus (aleyhis5elâm)'mhsası beyan buyurduğu şu âyet-i kerimesi örnek olarak gösterilir:
—Zünnun’u (balık sahibini, Yunus’u) da hatırla. Hani O.ldininik bul etmeyen kavmine) öfkelenerek gitmişti de, kendisini hiçbir anan kıştırmayacağımızı sanmıştı (367).
Mekkî diyor ki: Yunus (aleyhisselâm) Allah'ın iznini almaksızınıfe-kabul etmeyen kavmine öflcclencrek) çıkmasında Allah'ın rahmeimıaV luğuna güvendi, tamah etti.
Bazı bilginler der ki: Bu işinden dolayı Allah’ın ona azap olarak hac darlıkla sıkmayacağı hakkında hüsn-ü zanda bulundu MeslâsınaİK Bir kısım bilginler de şöyle mânâ verdiler: (Balığın karnında)onak belâyı vermeyi biz takdir ederiz. Bu mânâ, dal harfinin şeddesi)ie\-kaddiru olarak okunduğunda verilir.
Bazı bilginler de şöyle diyor: Biz onu, öfkelenip, kavmini terkederip meşinden dolayı sorumlu tutarız.
İbn Zeyd de şöyle der: Biz ona kaadir olmadığımızı mı zan enf
Kendisine kitap gelen resûl şöyle dursun, kitap gelmeyen nebinindıdıb' bisinin sıfatlarından birini bilmediğini zan etmek doğru değildir
Allahü Teâlâ’nm:
(.164) İmam Bczzar'ın bu isnad tarikiyle hadisi lahriç etliğini; nynca rsheninrmnılclh),U*eri’ lahriç etliğini İmam Süyûü (r.h.) Menahil, Shf 74’de lahric cimişiir,
(365) Müzzemmil Sûresi, âyet; I. (366) Müddes.sir Sûresi, âyet; 1 (367) EnbıyıSîto.'!
PEYGAMBER İN PEYGAMDERLİCİ VAKTİNDEN
''Hani O, öfkelenerek(368) sözü dc böyle tevile muhtaçtır.
(Çünkü Yunus (aleyhisselâtu) Allah’a öfkelenerek gitti de anlatılır.) Doğru ve sahih olan Yunus (alcyhissclâm)'ın kendisini inkâr ederek küfrettiklerinden kavmine öfkelendiği içıiı onları terkedip gitti. Bu görüş, İbn Abbas (ra-dıyallahu anhüma) ve Dahhak (nıhimehulluh) ile mtifessirlerden diğerlerinin görüşüdür.
Yunus (aleyhîssclâm) Rabbine öfkelendiği için gitmiş değildir. Çünkü Allah’a öfkelenmek O’na düşmanlık ve tecavüz etmektir. Allah’a düşmanlık etmek ise küfürdür. Bu ise mü’minlcre yaraşmaz. Nerde kaldı ki, pıcygam-berlerc yaraşsın. Yunus (aleyhisselâm)'ın kavmi kendisini yalancılıkla vas-fetmelcri veyahut kendisini öldürmelerinden endişelendiği için onları terkedip gittiği de rivayet edilir. Nitekim haberde böyle varid olmuştur.
Bazı bilginler derler ki: Yunus (alcyhissdâm) bazı meleklere öfkelendiği için çıkıp gitti. Çünkü o melek. Yunu.s (aleyhisselâm)'a başka bir peygamberin tebliğ ettiğini Allah’ın emrine yönelmesini kendisine emretmişti de Yunus (aleyhisselâm) başkası bunun için benden daha güçlüdür. demişti. Allah ona azimle sabretmesini emretti. Bunun için Yunus (aleyhisselâm) öfkelenerek çıkıp gitti.
İbn Abbas (radıyallahu anhuma)’dan rivayet edilmiştir. Der ki: Bu. Yunus (aleyhisselâm)'ı balık karnından dışarı attıktan sonra vâki olmuştur. İbn Abbas (radıyallahu anh) bu sözüne Allahü Teâlâ’nın şu âyetinin zahiri ile istidlâl etmiştir:replika telefonlar yazdı ve sundu..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder