replika telefonlar ve madde ile kuvvet bilgisi55
sizlere en güzel bilgileri veren ben ve replika telefonlar dedikkidevirlerinde bile mevcut bulunduğunu ispat Bütün bu görünüşlere göre insamn ilk "insan" şeklini 2aman, mümkün mertebe geri bir "zaman"du. zamanm üçüncü devreye rastlamış olması pek . jgjı^el olmakla beraber, dördüncü devre dâhilinde varlığı "'illerle sabit olmuştur. Bımdan başka insamn “^^guunelliğine dair olan eski teoriyi destekleyici bir işarete,insanm bütün hayvanların üstünde bulunduğuna dair o ^nıanlara özgü bir delile rastlanamaz. Çünkü insanın Dünya jjjjrindeki eskiliği ancak yüz binlerce seneye ulaştığı tahmin olunmakla beraber, Dünya'nm müyonlarca seneye dolan [358] juvatma nispetle bu zamanm kısalığı dikkate değerdir. Bu 2iinan zarfmda Dünya üzerinde birçok organizmalar meydana gelmiş, bunlar sürekli bir surette evrimleşmişler ve pek çok yman sonra insan ortaya çıkabilmiştir. Artık son zaman bilimlerinin zaferleri karşısmda insanm mükemmel bir surette biıyarabcımn elleri arasmdan çıktığını ve bu çıkışmda her türlü yetolik vasıflarma sahip bulunduğunu iddia eden hurafelerden uzaklaşmak ve aksme her şeyi şeylerin tabu düzenine ve mekanik sebepler zincirine atfederek aşamah bir yetkinlikten söz eden ve insamn da en basit bir şekilden başlayarak şimdiki şekle kadar yükseldiğini söyleyen bilim teorilerine inanmalıdır. Vaktiyle insanm Dünya üzerinde varlığı le kadar karanlık ve çözümlenemez bir muamma halinde diyse, bugün de bilim karşısmda insanm, bu yüksek varlığm, ıbiatın aşamalı bir evrimi sonucunda meydana gelmiş ve nbriyosu manevi olmaktan ziyade maddi bulunmuş bir ganizma olduğu o derece açık ve o derece anlaşılabilirdir, sanın diğer hayvanlara [359] nispetle pek özel gibi görünen zı özellikleri vaktiyle birçok idealist filozofları aldatmış ve lara insan ile hayvan arasmda büyük bir fark bulunduğu nsımbahşetmişti... Halbuki dikkatli bir inceleme bu gibi bir uyı hükümsüz kılmaya yeterlidir. Çünkü böyle bir demenin bize göstereceği yegâne mahiyet, insan ile hayvan îinda farklar bulunduğu değil, aksine bu iki smıfm birisi îrinden biraz fazla derlemiş aym iki şey olduğu ve arındaki farklarm esasa değil, aksine ayrmhya ve dereceye
Louis Büchner
Bütün tabiatın insanlar için yaratıldığı teorisi, Dünya'yı kâinatın merkezi ve bütün kâinatı Dür menfaati için yaratılmış varsayan birtakım âlimler^ varsayımları kadar bâtıldır. Böyle fikirler artık bilüj^N ebediyen kovuldular. Gerçekten de dinî bir terbiye büyüyen ve çocukluğunda bâtıl fikirlerin müthiş etküeri alh
[360] kalan bazı kimseler, insana dair olan bu büyük hakiid idrak edemezler. Fakat onlarm idraksizlikleri daima ileri ve her an daha büyük bir ilerleme adımı atan bilimin art
"Bütün bu hadiselerin hepsi birden dikkate alınırsa, aslen sıradan bir hayvan olduğunu onaylamamak değildir. En önemsiz olaylardan bile bir sonuç elde edemeyen kimseler bu hakikatin karşısmda şaşkm ve dalgm kalırlar" (Carus Sterne).
Ara yerde bazı atalarm bulımmayışı dolayısıyla yapıiaj, itirazlara gelince;
Bu gibi itirazlar ancak birtakım heveskârlar tarafından ortaya konulmaktadır ki, kârnatm hayatı onlar için tamamıyla kapanmış bir kitap halinde bulunur.
însanm kökeniıü tabii hadiselerden başka bir sebebe atfetmek isteyenler hangi sebebe dayanarak, en ilkel insan gövdesinin birçok ırklara, muhtelif [361] cinslere aynldığıra, bu kadar muhtelif diller meydana geldiğini hiçbir zaman açıklayamayacaklardır. Bütün âlimler ittifak etmişlerdir ki, ırklarm meydana gelişi dillerin meydana gelişinden öncedir, Yaıü ilk insanlar öteye beriye dağılarak ırklar denilen ayrılığı meydana getirmişlerdir. Dillerin ortaya çıkışı bu tarihten pek çok sonradır; hatta muhtemeldir ki bir tek ırk, genel bir gövdeden ayrıldıktan sonra muhtelif dillerin gelişimine hizmet edebilmiş olsun. însanm en manah işaretlerinden birisi olan i, pek çok âlimlerin iddiasma göre, zihinsel yetilerin edinimi ve gelişimine halef değil, aksine selef olmuştur.
Şu halde kutsal kitapların söylediği gibi dil, ilk insan olan Hazreti Âdem'in İlâhi bir surette ve tamamıyla sahip olduğu bir yeti değildir. Eğer cidden böyle bir Âdem mevcut olsaydı onun, sözden büsbütün mahrum bir vahşi olması gerekirdi. Yaru şimdiki zamanm insaıüarma benzemekten ziyade, geçen devirlerin hayveınlannı andırırdı Rıipün bile övle kavimler
j^aıııaz ki, dil yetisi İlâhi olan akıl ve hikmet vasıtasıyla '' {jiır yaratılmaz Âdem'e bahşedilmiş olsun. Eğer böyle bir İî gerçekten bahşedilmiş olsaydı, iddia olunan hayali
tjıştan bu zamana kadar geçen beş alü bin senelik kısa bir [jjiiddet zarfmda bu dilin asla kaybolmaması gerekirdi. Bugün dilsiz zekâ olmadığı gerçeklik kazanmış olmasma bakarak jjj^arlanmızda pek kesin bir surette açıklık kazanır ki, ilk insan dilden ve düşünceden azade idi. Yani şimdiki zaman manasıyla dir insan olmaktan ziyade, insan ile hayvan arasmda bulunuyordu. Aşamalı bir evrimden ve hayat kavgasınm jorunlu kıldığı oluşumlardan sonra şimdiki şeklini kazanabildi, biedeni bir insan, karşısma kendi resmini koyar da düşünmeye [3ö] başlarsa ve kendi tabii kökeninin kaba ayrmhlarmı bu resimde görebümek için uğraşırsa, şüphesiz pek çok zahmet çeker, Fakat hâlâ vahşi halde yaşayan diğer kardeşlerimize bir dikkat nazan atfedecek olur ve tarih öncesi incelemelerimizden çıkan sonuçlan bir kere daha dikkatle gözden geçirirsek, hiç şüphe yok ki, insamn mükemmel bir surette yaratildığı tarımdaki çocukça sözlere itikat etmekten süratle vazgeçeriz. Hatın sayılır yazarlardan birisi: "Nesli bozuk bir insan olmaktansa evrimleşmiş bir hayvan olmak herhalde daha iyidir" demiştir. Yine insan, tabiatm kuvvetleri ve faaliyetleri sonucunda meydana gelen hayvanlar arasmda en çok ve en zahmetli gelişim zincirlerine uğrayan ve diğerlerine nispetle en ziyade evrimleşme eseri gösteren bir varlıkhr. Bu durum ise semavi bir kudretin yaptığmdan haberi olmayan elleri arasmda bulunmakla ya da metafizik bir sahibe itikatla değil, tabiatm serbest ve mağrur bir çocuğu olmakla ve omm kanunlarını anıyarak, hatta bu kanunlardan istifade etmekle mümkün 'labilir. [364]
"İnsan, melekle hayvan arasmda bulunan aynca bir mahlûk eğildir" (Brookes).
Aksine tabiatm en yüksek temayüUermm hakikat sahasma kabilmesidir. Çünkü insan bir yönden tabiata ve kendi
gelişimi sonucunda birtakım zekâ yetilerine sahip^ Dünya'mn hâkimiyetini kazanmıştır.
Gerçekten de ne Allah korkusunun asabileştiric bu etki yapay bir surette elde edilmiştir- ne de skola ı; felsefenin inşam aptallaştıran saçma sapan iddiaları, şeylerin tabii derecelerinin üzerinde bir konum elde etmekt alıkoyamadığı gibi, tabiatm da üzerine çıkarak ancak kend* zaaflarıyla smırh bir hale gelebilmekten de alıkoyamadı. İnsj^* zekâsmm şiddeti sayesinde tabiatm kuvvetlerini yine tabiat^ karşı kullanarak kendi mevcudiyetini temin etti ve bu [355J suretle esir halden hâkim hale geçti, yani esaretten hâkimiyetg yükseldi.
Fakat bu her zaman böyle değildi. Gerçekten de insanJaj bugün uzun bir eğitim ve öğretim, aşamalı bir surette kazamlajJ teorik ve pratik bilgiler sayesinde birçok engelleri atladıktan ve birçok hatalar geçirdikten sonra bugünkü düşünce özgürlüğüne ve bu özgürlükte meydana gelen bir aydınlığa sahip oldular bâtıl itikatlardan sıyrıldılar. Tabiatm kanunlarma vakıf olmamak ve korkmak insanlara ölümden sonra diğer bir hayat tahayyül ettirmiş ve yine bu gibi hadiseler, yani tabiatın çoğunlukla ezen ve öldüren şiddetli hareketleri, ilk insanlara biraz düşündükten sonra âlemin metafizik bir kuvvet, yani bir Allah tarafmdan yaratıldığı ve idare edilmekte olduğu kanısını vermiş ve sonra şöhret, kudret, egemenlik ve saltanat hırsı taşıyan birtakım rahipler bu fikirden istifade ederek binlerce felaketin ve insanlığm bütün elemlerinin, bütün gözyaşlarının sebebi olan dinleri kurmuşlardır.
"Ey fânilerin içinde en ziyade bedbaht olan insan! [366] Sen her şeyi zalim bir hiddetle donanmış allahlara atfedersin. Her şeyin onlar tarafından yapıldığma inanırsın. Fakat bu kanaatin sana ne kadar figanlar, ne kadar elemler, ne kadar ızduaplar vermiştir. Ve sen yine böyle kanaatler dolayısıyla çocuklarına ve torunlarına ne çok gözyaşları tedarik ettin" (Şair Lukıetius),
Tabiata muhalif olan putperestler bilhassa Ortaçağ'da pek ziyade gelişti. Dinî bir taassubun şiddetle hüküm sürdüğü bu devirde kâinatm meleklerle ve onlarla daimi bir mücadelede bulunan şeytanlarla dolu olduğu farzedilir ve Dünyadaki varlıklarm sefaletini semavi bir bezm âleminin telafi edece^ tahayyül edilirdi.
Madde ve Kuvvet / Sadeleştirme
hayatımın bir saniyesini dünyanm milyonlarca '^^gyacak olan sevinçlerine, servet ve saadetine değişmem"
sözü söyleyen zat dinde büyük bir yenilenme meydana ve fikirleri, vicdanları Roma [367] boyunduruğundan CrDU? olmasına rağmen, yine maneviyetinin derinlikleri jgpecek olursa, orada bir rahip ruhundan başka bir şey İŞto bu suretle değerlendirmede bulunurken, tıpkı [jıeselesinde Yahudilerin düşündüğü gibi, o da ölümden mükâfatı düşünen ve bu düşüncelerle yaşayan birtakım Ij^glere tercüman oluyordu.replika telefonlar yazdı ve sundu..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder