replika telefonlar ve madde ile kuvvet bilgisi98
en güzel yazıları yazan replika telefonlar çok çalıstı ve replika telefonlar diyorki Eğer bu tür fikirler dünya yüzünde genelleşmiş olsa ve özelime çoğunluğu teori halinden çıkarak pratik hayata da nüfuz etmiş bulunsaydı, arük ne insanlarm yetkinleşmesi mümkün olur ne de şimdiki ilerleme ve medeniyet bugünkü gösterişini ve zaferini kazanırdı. O zaman her şey âtıl bir itikat ile bir riyadan ibaret kalacaktı. Çünkü eğer biz ahiret için bulunuyorsak, dünya için kendimizin tamamıyla lavbolmuş bulunduğumuzu iddia [368] edebilirdik. İşte feuerbach, böyle söylüyor. İnsan kendisine bir günahkâr nazanyla bakmaya alıştıktan sonra, her dakika cehennem azabından kurtulamayan bir mücrim riyasıyla daima diz çökmekten kendini alamayacak ve bu hal sonuçta onun gururunu, "insanlık liyakati" ni ve bununla beraber bütün Myet ve metanetini kaybedecektir.Teşekkür olunur ki, bu tür fikirler ancak sözde kalmış ve iıiçbir zaman fiil alanma çıkamamıştır. İnsandaki sağduyu {hon m) -ki bunu hiçbir itikat tamamıyla köreltememiştir- halin ihtiyaçlarıyla ve zaruretlerle birleşerek insanlığı Dünya'yı böyle hiç önemsiz bir şey kabul eden uğursuz itikatlarm tahrip edici etkilerinden kurtarmıştır. Böyle bir fikir, daha doğrusu bir ' ayıklama, her türlü ilerlemelerin, maddi ve manevi fikirlerin ' ®üthiş bir düşmanıdır ki, insanlar için nihayetsiz kötülüklerin ''e elemlerin kökeni olmuştur. Şu kadar ki, bu kökenden ortaya çıkan kötü sonuçlar günden güne azalmakta ve
olmak şöyle dursun, tamamıyla hâkim olamamaklaberjjj: onu kendi ihtiyaçlarımn tatmini yolunda kullanmaktad,' Bugün aydın fikirler, yani medeni ve öğrenim görn^« insanlarm fikirleri tamamıyla bu akıma eğilim göstermiş vç gerek fikirleriyle gerekse fiilleriyle Doğu'nun ümitsizliğindç,, ve rızasmdan doğmuş itikatlarını yalanlamakta bulunmuşlardır. Bu tür fikirler artık asrımızın gayet aktif vj daima zihinsel ve maddi bir ilerlemeye, pür saadete doğra giden ve hayatta bir zevk bulmaya çalışan yeni fikirleriyle asla uyuşma kabul etmezler.
"Pratik hayatta herkes dinsizdir. Herkesin fiili itikatlanm yalanlar" (Feuerbach).
Yalnız alışkanhğm karşı durulamayan kuvveti sayesinde ve dinî bir eğitimin etkisi altmda yukanda söylediğimiz akıma muhalif gayet önemsiz bir hareket mevcuttur ki, bir yandan bunlarm özellikle cahil halkm kendi zekâlarım bu suretle bir cehalet ve kâbus altmda boğmalarma rağmen, diğer yandan bilim ve fennin gerçek ışığı her tarah aydınlatmakta ve yavaş [370] yavaş hiçbir tarafta bâtıl itikatlardan ve karanlıktan eser bırakmamaya çalışmaktadır.
Bilim ve teori sahasmda vaktiyle pratik sahada kazanılan muzafferiyetin bir aynmı daha meydana getirmek ve insani ilkeyi İlâhi ilke yerine geçirmek saadeti asrımıza nasip olmuş ve olacak saadetlerden birisidir. Bu muzafferiyeti elde edecek mücahitlerin birinci safmda Louis Feuerbach bulunur ki, en büyük ve gerçek filozoflardan birisidir. Bu derin düşünür nezdinde insanm şahsı en yüce olan şeydir. Çünkü Allah fikri bu insanm tahayyülleri sonucunda meydana gelir. Yani Allah olmadan insanın mevcudiyeti mümkün olabildiği halde, insan olmadan bir Allah hayali mümkün olamaz. Çünkü Allah'ı hayalen yaratan insanlardır.
"Dinin sırrım çözmek için insanı AUahlaştırmalıdır, Ne zaman Allah inkâr edilirse, o zaman fert onaylannuş olur" (Feuerbach).
Fakat kavimler kendi allahlarım oluşturacakları zaman onu birtakım bileşik ve duyulur vasıflarla değil, aksine [371] basit ve ideal vasıflarla vasıflandırmışlar ve insana nazaran bir ideal olarak tanımlamışlardır. Yani bir insanm, düşünülmesi mümkün olacak derecede vetkinliS:ini farzetpüşler ve bu şekle
eski karanlık felsefenin hataları arasmda yok olup giden jpsanlığın hukukunu kurtarmıştır. Feuerbach'a göre bütün ve manevi vasıflar insandan çıkar. Antropoloji veya j^anbilim onun nazarmda bütün bilimlerin tam gelişimi demektir. İşte bütün dinlerin, hatta felsefenin bile yerini tutması gereken esas budur. Gerçekten de bu bilimin, yani jntropolojinin [372] son seneler zarfmda beklenilemeyen bir fevkaladelikle gelişmesi biraz cüretkâr olan düşünürlere pek lıil)Tik hak verdi ve kesinlikle anlaşılmaya başladı ki, tabiatm en yüksek bir tezahüründen ve şeylerin tabii bir düzeninden ibaret olan insan, kendi esasım pek tabu bazı sebeplere borçludur. Buradaki insan sözünde yalruz bir maddi mevcudiyet değil, hatta idrak ve itikat, her türlü eğilimler ve idealler de dâhildir. Daima her yerde ve herkes arasmda müşterek olan bügi demetleri mevcut olduğu gibi, bu demetlerin içinde daima diğerlerinden ileri geçen hatlar da mevcuttur.
İşte Allah, daha doğrusu ideal haline girmiş, yani AUahlaşmış zekâmn esası budur. Şu halde geleceğin insanları Allah'a doğru değil, belki AUahlığa doğru yükseleceklerdir.
"İnsan hayvandan ayrıldı, fakat Allah olmaya gidiyor" (L. jacoby). [373]
Bu fikre eski zamanlarda daha ziyade yaklaşmış olan bazı kimseleri araştırmak, zannederiz ki Feuerbach'ın değerli düşüncelerine hiçbir zarar veremez. "İhtiyar çocuk" manasma gelen Lao Tse admdaki Çin filozofu -ki bu adam bir din kurucusu ve Konfüçyüs'ün çağdaşıdır, yani İsa'dan önce bir rivayete göre 204, diğer bir rivayete göre 565 senesinde doğmuştur- bu filozof Faziletin Yolu veya Kuvvet ile Hak isimli kitabmda yüce varhğı, insamn manevi bir yetisi ve kâinatm ^u, daha doğrusu bizzat insandan ibaret farzeder ve Metodunun hiçbir tarafmda şahsi bir Allah'tan söz etmez. Onun
Louis Büchner
ve onların bütün ihtiyaçlarını bilir. Fakat hiçbir zaman hâkim ve amir olmak istemez. Kendisi ebedi ve buJ hırslarımızdan azadedir. İşte bu tür teorilerinin saflığından ^ '
yüksekh^den dolayı Lao Tse'ye "Çin'in İsa'sı" lakaby,, vermişlerdir. Bazı fikirleri açısmdan Hristiyanlığa o kadaj yakmlaşmışür ki, on [374] sekizinci asır misyonerleri Çinlilerin ve özellikle bu hakimin tam beş yüz sene önce bir ilba^ vasıtasıyla bu sırlan öğrenebildiğine hükmetmişlerdir. Fakat her dinde olduğu gibi Lao Tse'nin dininde de yavaş yavaş bir bozulma meydana gelmiş ve halefleri o zamanki "Şamanizm' fikirleri etkisi altmda gerek kendileri ve gerekse dinleti hakkmda genelin öfke ve nefretini çekmişlerdir. Şu suretle Lao Tse'nin Allah teorisi tıpkı İsa'nm Allah'ı teorisine benzemiş, yani kendi halefleri elinde esası büsbütün kaybedilerek pek saçma birtakım fikirler yerleşmiştir.
Lao Tse'nin çağdaşı Konfüçyüs, bu büyük ahlâk âlimi, kendi mesleğinden metafizik bir varhk fikrini tamamıyla silip atmak ve her şeyi insanm fikrine ve fiüine bağlamak istedi. "Kendine yapılmasmı arzu ettiğin şeyi başkasma da yap" kuralı Konfüçyüs'ün yerleştirdiği en önemli kurallardan birisidir. Bu filozof hiçbir zaman bizim âlemimizin üzerinde bir âlemden söz etmemiş ve geçmişlere büyük bir muhabbet beslemekten başka şimdiki asır [375] felsefesiyle muarız olabilecek hiçbir söz söylememiştir. Yine Huda'nın pek serbest bir tefekkür ve pek tabii şeyler üzerine kurduğu bir din de insanm nihayet Allahlaşacağma ve insamn Allahlaşması esâsına dayanmaktadır. Buda Hindistan'ın eski bir hakimidir ki, büyük bir din yenileyidsi sayılabilir.
İnsan zekâsmm tarihi de bize, buna benzer diğer birtakım fikirler sunabilir. Meşhur köylüler reisi Thomas Munzer'in kendi adamlarma hitaben söylediği aşağıdaki söz de aynı düşünceye bir örnektir;
"Kutsal Ruh bizim düşüncemizden ve zekâmızdan başka hiçbir şey değildir".replika telefonlar yazdı ve sundu..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder