samsung telefon fiyatları ve ortadogu tarihi bilgilrimiz
bugün yine samsung telefon fiyatları dediki Hi^ behcgm btçtmöe Ban Avrupa arka planı ve bağlamına oturtulmuş^ ph kıgikerc özel bu çeşit milliyetçiliğin doğuşunda başrolü üstlenmişti.vatanacverhkJe bulıkte anılıyordu -k\ bu durum, Avrupa mil-daha tlımJı yönlen ortaya çıkartacak şekilde bilinçli olarak fa. Mu Ingıhı tarzı akımın fazlalı hır gelişme vaşaması soz konusuydu. İâkakoea rc §oanıkı tkt ytızrti boyum.< huyumcsı suren hu yaklaşıma 'fktnUA goruntmu re diğer mıilerlerr karşı yüksek toleranslı birVrşırlılığın hır hurunluğc hizmet ettiği ilkesinden yola çıkarak, bireyin,
kesin hır inanç duyuyordu. Açık ifadelerle tasarlanmış kanunlar, ulusalr,j|, turun yaşayan hirer yapı taşı olarak birey hak ve özgürlüklerini kuîs Ji,^. sözleşmeler butun bunları taçlandırıyordu. Bu haklar arasında bireysel,,^ ifade özgürlüğü, örgütlenme ve inanç özgürlüğü ile dini hoşgoru ve bağlayıcılığına mutlak bağlılık yer alıyordu. Dolayısıyla vatanseverlik, ırt nık köken yerine ulusal bir toprak olarak anayurda bağlılık anlamına (Hans Kohn, Njttonahsm: Its Meantng and Hıstory^ 1946).
ikinci dalganın, birincisi tarafından üretildiği ve etkin olduğu bayiıcafy
Orta ve Doğu Avrupa olduğu kabul ediliyordu. Bu dalga her ne kadar ^ gayla ortaya çıkmışsa da, kendi vasıflarına sahipti. Burada bireyden ziyada. ma odaklı bir milliyetçilik geliştirilmişti. Diğer bir deyişle, soz konusu nuHı anlayışı bireysel özgürlüklerle fazla ilgilenmeyip siyasi sadakat konusund, sıkı bağlar yaratmayı hedefliyordu. Sadakati kesin sınırlarla belirlenmiş bir parçasına yönlendirmek yerine belli bir ırkın değerlerini ve varoidu^ıd^. len benzersiz özelliklerini kucaklamayı benimsiyordu. Bu bakımdan olarj bir bo>Tir getirmişti. Sınırların ötesinde ve komşu ülkelerdeki soydaşlarla önem veriliyor, kan ve dile bağlı birlikteliğin toprağa dayalı bağlardan ve kalıcı olduğu savunuluyordu.
Üçüncü dalga da her ne kadar doğrudan ilk dalganın yarattığı buyukı^ onaya çıkmışsa da (temelde sömürgecilik tecrübesi yoluyla) daha ziyade Det rupa modeliyle uyum içindeydi. Bu durum belli kültürel bağların vcortak;^ kusurların sonucu olarak daha da belirginleşmişti. Irk ve dil bağlan vciikIb . lanmış, çoğu zaman aynı topraklarda yaşayan ve birbirine karşı soykımiLiz^ gibi çirkin eylemler yapmanın yolunu arayan etnik gruplarla topluluklar!zc dan simge ol^r^k benimsenmişti. Soz konusu eylemlerde, iktidarı cicgcçm. otonter bir güdüyle hareket eden yeni bir devrimci aydın kesiminin orana bu sonucun sorumlusu olarak goruldu (Elıe Kedourıe, Nattonahsm, 1%Ö u-cu dalganın temsilcilerinin sömürgeci politikalarına tepki olarak yıncavmiDC da^mn Asya, Afrika ve Latin Amerika'ya nasıl yayıldığı hatırlanırsa, bu d» bıif botun karmaşık hale gelir. Boylecc daha sonra göreceğimiz gibi, bu d#® İlkle Oltaya konuluşunun başlangıç aşamasında, tarihi açıdan vc ustunkomli^ dc Batı AvrupalI modellerle bağlantılı görüldü.
Afiilfftıçılıkie ilgili çalışmalarda hâlâ hüküm süren karışıklığın ıçıiKİnı# I olarak daha isabetli bir tanımın yapılabilmesi ancak buye^ Yakm gırçmııre konu üzerine yapılmış akademik çalışmal*n'^ 1993; Anderton, 1993) dayanak alan bu model, uç tıpOr»^' eder: (1) liberal vatanseı^erhk: 19. yüzyılın soBİam^
L^acadrleiennı izleyen liberal pıolıtıkalarm modem bir ulus-devlet reya iyi
I bv tofdufn yaratma yönünde başarısız olması daha radikal bir surece yol açtı. Bu durumun en belirgin örnekleri Türkiye’de Atatürk, Iran'da fc Arap dünyasında da Cemal Abdul Nasır liderhğı dönemleri olarak toprağa dayalı mılltyetçüık: 19701enn politik arenasında onaya çı-dnüm çeşidi unsurlan bir araya getirdi. Bunlann başmda demokratik ^ KfMt torvoıhıluğiL, kültürel çeşıdıiık, azınlık haklarıyla ansıyet eşitliğini ^ •( «fil toplum orgutlennın teşvik edilmesi geliyordu. Ortadoğu'da henüz bohıp gelişememiş ve İslamcı pohtıkalarm ş'ukselmesının yanın-^^kntseileşaK çağının eğılımlenyle örselenmiş olsa da, varlığım istikrarsız ««dardn. Dahası, Arap dünyasında milliyetçilik, devlete dayalı vatanper-^^kıfycıplik arasında gidip gelerek yaşadığı kimlik çatışmaları nedeniyle katmaşk bir hal aldı.
Btihyrtçılık tıplen özellikle Türkiye, İran ve Arap dünyası için ge-butikte mıllıyetçılığm burun diğer çeşıtlenm kapsamaz. Dolayısıyla olgusu da , özellikle bölgede yaşayan birkaç ulusal azınlık, örne-dttfiusulduğuııde goz ardı edilemez bir unsurdur (bu bağlamda kıtabm dgdı 24. bölümüne bakınız).
Din vc Milliyetçilik
mmştmm nerkeztndekı devletleri kucaklayan sömürgecilik, toplum ıçı retorm ■ılMİffiyk br arada varlığmı sürdürdü. Sömürgecilik bölgede kendine yetebilen lâninkr yaratmayı nihai bir hedef olarak seçmişti, ît fii^ Müduman düşünürleri ve devlet adamlarmın Avrupa'nın askeri ve yükselişi sonucunda, dini ve toplumsal reformlar vapmanın ışâadığı genel olarak kabul edilir. Bundan dolayı Islamıyet ıçın-I fctorm gırışiinicrı, Batıb toplamlarla kıyasiandığıııda nispi gerilemenin ^ IV giuÜc anbştiması anlamına geldiği gıbt, yemden yapılandınimış bir inanç dmtyaya kararb btr kacıbm gayreti gerektirecekti.
^İMMN rrionn hareketi belb başlı Müslüman devletleri ve merkezi şehirle' Avrupa nm atken alandaki gelişimine ayak uydurmak kemusunda bMİı okm Ounanlı fuhanUn ve burokratian bu reformun ilk öncüle-MamafAL bu ilk girişim ülkedeki dini yapılanma ıçemındc her kademede '^Wgpaltoiı yaşanmaama yol açarak reformcularla muhafazakarları karşı
^millivctsılık jraMndjikı tanhı ilişkiler, burava kadar anlan-
^«MMOMKİa uunılan butun kan Kdunmclcrdrn dahi karmaşıktır. Bunı rı|t' ılımda din ulusallaştırılmış \eva mıllıvet«yi hareketler ya da devletler K'setteftmlmış ama dinin evrensel sovlemlerının onune fieiiilememıştu. ^İMamrmellık ister koşu dindarlık, ister sutıım, ister retomKU ruh vcva pokdkjlann acımasız >aklaşımları olsun, f(unumuz koşullarının küresel-^ ıe «Hi dûnTa düzeni vonundekı ,ı^ır dayatmalın ainnda kendini yeniden ıpüİMMk aonında kalmışnr.
yi^vvmkı sonlarında Türk ve Arap yazarlar, kendi etnik topluralarımn Isla-«M4i hm dr bir devlet düzeni olarak kackılannı göstermek H^ın bırbırlenvle Thİ avdınlan İslam s,ınannın sınırlannı genişletmede ve sonrasında da «m kakı olan topraklan vabancılann hesapları ve işgaline karşı savunmada ’ başanlarını ima emler. Buna karşın ef^ıtımlı Arap elıılen, ilk ı ve polmk lıderlen bir yana, İslımı doyuran, ona peygamberini I dilim veren etnik kimliklerine temel rol bıs'tıler. Türkiye'de mü-MpİL MttdtrK dine karşı bir mevdan okuma halım aldı. Mılbvetı^ılık parlak «iâpekcEk adma dım gevmışı şiddetle vok etmesi temsil em. Mamahh Türk 120. yvzyılın onalanna gelmdıgınde laiklik ilkelerine halel getirmeden r politik bir ba|tlantı kurma noktasına ulaşmış gonmuvordu. hn'4b.4şkı ıkı uç arasında salınıp durmuş, her ıkı gı>ruş de belırlevKi pozıs-ıçm didişmiş, ancak sık sık buruk tavizler vererek avakta kalımş-ve nİlan arasında ulkevı voneten ıkı şahın polıtıkalan ülkedeki dııu n—iandırmaya ve manmal kılmaya çalışsa da, bu vaklaşımUn silahlı hagpMida vcıuk duştu ve dm ulusal vaşamın merkezine verleşn. C«y&u-kili çatışan ancak birbirine karşı net bir üstünlük sağlavamavan ıkı I ve SMİlıvetıçılıkle birlikte vaşamanın şanolarım tecrübe etmektedir, aysa dm, ulusal bakımsızlık mucaddelennın başlatılması ve sur-' çabaya gerek birakmadan neler olup, politik vaşama ve ana* r do^ai bir yaklaşım olarak kabul gordu. Ancak ulusal ^ *4 dbfi barakdıp taratuzlık anlayışı bozulduğu taman dm, otocıtevı * ^ harfi kuvvet mteiığı kazandı
rmdeıbu yapıyı tetmıl etmekte, umamefi farktı toplamlara uKal bir • İu İŞ Tevrat'ın lakıaal bir vacieşmr olarak kullaıuiması \e tanh bev ^ ukual kındık oiarak ^abudıiere vapdau fubmıu işlen-• İattkn bu duruma tepki vermiş, bazıknvsa s^ermenuştu.
I dm ve mdltyefçılık unsurian oylrsuıe karmaşık bıçmadr »bir kanşımdu kı, tor kfUHMU çozumsut burakıbniş abtm L eckıket ânlamwda ok uy abduMktadıa
OHTAIK^’TIA ^l^JJYFr^.lllK AKIMLARI
HMiPHMi Arapvnhk. ı>adrce edebi bir hareket ıhmakla kalmavıp dünya
^ıııiıdHııltibıynri Arap toplumu n;kn dr nr^mışlr. gunumurtir veya prlr TiŞifi becHBMcdı. Boıta ftore hem belli şuurlardan oluşan bir anayurt r Tİk» İM» de nıhRi fcaranror olarak hareket edesek Ovnanlı Devleti
^ boylnme bir lırsat, olumlu yönlen bakımından uç farklı I Bcvlefidi.
t fpşc İKBddenBM do^trudan Ht. Muhammed şovundan fceldı^ını veya din aM«dıdD«nıMpTe ve onun sa|tlam tanhı yansımalanna sahip olduğunu ıd «•im âm çıvrelefk toplumun önde gelen Itderlennden oluşuyordu. Bu fprup I kaunlarm vetkın voruınculan oUrak« gerekse Arap kulturu I olarak uvesı bulunduktan etnik toplumun do^al temuk tlen . Her iki mısvon da Arapça bü|pst ve bununla ba0ı butun bilimsel iiİkpv ÜkmınTt pereknnvordu.
^■Gi grup. Sun ve ve Lübnan'da vaşaran yeni Hınstıvan avdmlar top*
ıpwiwı kapüTordu. Ojtretmenier. gaıetccılec. edıtorleı; doktorlar ve i bu grup dufuncelmnı edebi birlikler gateteler ve nuıdem ‘ vasnasTİa varıyordu. Edebi birlikler; gaaeteler ve okuL Maoaui bir denşam a|b kuran bu grup, Arap kuburunun yem I ve kn gurur vcmIcsi olmasa vonunde olduğu kadar, Batt'mn bilim, k vr c^Mi ■laulırmdakı başanlan konusunda vent kuşamın
^S>WM«uaı rmtâm canlanaMtt, eşitlik ve kardeşlik ça|tında iHÜann ^^MMİıduk yukletmm gibi konularda niteliklermt artırmıştı.
MİMdm raram^ veıu duame ba|tlıkkUnııı göstermek için Arap lâmd da^rİmnı sergile ren çok vonlu başarılarını saçıp ortaya çıkar baMnaaddet: Bir vandin rwxlem ulus devlet kavramının doğu katkiMU yefudm demlendirirken, dı|tr yandan bilimsel dnmd bdMİete yonrlık mcfoduloıtlere dahil olmaya çalıştılar. Butun \^*^“***^ sadace dm re kanun dıit olmakla kalmayıp idare, po
pdasek şekıldr ıslah etlıldı tuıyılda irapça, şfşttb yerel aşiretler tarahmlan LHmaalı Türk dd olarak beıumamdı Butun bu muhteşem grlışme olarak Araş ftmık vaşiaı kendi başına gurur
hw varlık gösteremedi. Bununla birlikte Arap Bırlıgı’nin bağımsızlık ve sos-jjjjınf davanan ıdeıdojisı 1962 yılında Suriye’nin Birledik Arap Cumhunyeti’nden ^^IrniMiun ardından Nasır’ın kurduğu Arap Sosyalist Birliği başta olmak üzere çe-jg Krap partileri taralından şu ya da bu şekilde benimsendi.
Sasıralık başkan Nasır ve meslektaşlarının politikaları, sıyası söylemleri ve ülke veva uluslararası eylemleriyle ortaya çıktı. Başlangıçta bir dizi politikayla sı-^c^p (toprak relormu, İngiliz asken üslerinin boşaltılması, guçlu bir ordu kurul-sosyal adalet), en somut ideolojik ifadesini 1962 yılındaki Ulusal Bildirgemde ^Soz konusu bildirgenin teorik alt yapısı, ulusların kalkınması açısından sosyo-^laanık faktörlerin temel işlevini one çıkartıyordu. Sosyalist çozumu, “gerçeklik jntiidan dayanlan tarihi bir kaçınılmazlık, kitlelerin yaygın katılımı ve 20. yüzyılın tansında dünyanın değişen doğası” olarak açıklıyordu (Hanna, 1969, s. 358-.\ynca Nasırcılık, Baas Partısi’nın ulaşmak istediği hedefler açısından düzeni gMt çevirmiş, boylece sosyalizmi özgürlük ve birlik açısından bir onkoşul haline ivnifo. Nasıralık sosyalizme öncelik vererek, 1962 yılından sonra Arap milliyetçi stketmuı içinde kendi ideolojik sınırlarını çizdi. Bu durumu sonradan kavraya-ığ fc Sunye de Mısır arasındaki birliğin bozulması sonucunda Nasırcılık, hedef tflMç birliğim sağlama bakımından her bir Arap ülkesinin kendi içinde yaşadığı tşfm surcemm önemini vurguladı. Aynca demokrasi “sıyası özgürlük” olarak, «nkzmıe toplumsal özgürlük olarak tanımlandı. Bununla birlikte bu ikisinin tek n<i|«uk buiık oluşturduğu düşünülürken, sosyal adalet sıyası özgürlükten daha «HAİ» sayılmış, dolayısıyla siyasi özgürlüklerin yerleştirilmesi belirsiz bir geleceğe dbBişa. Yine de Arap Birliği, uzun vadeli ekonomik, sosyal, sıyası ve kültürel appı surca sonunda başarıya ulaşacaktı. Bunu da kendi bağımsız ulkelcn bağla-■il taakyet gösterip Mısır Arap Sosyalist Bırlığrne benzer örgütlere bel bağlayan ■ kr Arap lıdcrlen kuşağı sağlayacaktı. 1970 yılında Nasırdın ölümüyle birlikte, ■» pek çok liderin Ulusal Bıldırge’yı bu hedeflerle guncelicyıp yeni bölgesel ve ^ ineninde yer edinmesini sağlama yönündeki butun çabalarına karşın, bu ^nn btyal beklenmedik şekilde sona erdi.
İÜ Avnıpt'dakı beşiğinden yayılan milliyetçilik tohumu Osmanlı imparatorluğu* dıımdı topraklar buldu. Antıkçağlardan beri çok etnik yapılı ve çok kültürlü iŞtfıtoriuklann hüküm sürmüş olduğu bir bölgede kimlikler ve bağlılıklar milli' üpÜı tandlı gelişmemişti; böyle bölgelerde din ve yöresellik, toplumun müşterek avdtsndt belırleyıa faktördü. Milliyetçilik, var olan ortak bağlılık pavdasıvla giren entelektüel bir guçru ve “kendi* olmakla “öteki* olmak konu nckkal bir yemden yorumlanmavla sonuçlandı.
Tük iBilInTtçılığı, 19. yuz^'ilın sonunda çöken Osmanlı İmparatorluğu içeri' •iüyÜLselen milliyetçilik girişimlerinin sonuncusuvdu. Islamı kimliğin ağırlıkla mmKmş ve ayncalıklı bir pozisyona sahip olan Sünni Muslumanlar\ çok etnik İpi ü çok dinil bir imparatorluktan bekleneceği üzere ilk başta milliyetçi duşun üBiTaygmlaşmasını engelleyip ona zarar verdiler. Osmanlı Hınstıyan azınlıkları mk üdİiTrTçılılf akımlarının hızlı vükselışı, eski Osmanlı topraklarında birer bı* edü-dnrlederın kuruluşu ve zayıf duşmuş imparatorluğun varlığını sürdürmesi lüKkk tehditler, bu topraklarda Türk milliyetçiliğinin gelişmesiyle sonuçlandı >iİM«hanyle savunma reflekslı Türk milliyetçiliği, Osmanlı Türk entelektüelle 'eakendıden arasında kısa zamanda bir uvum sağlaman başarmıştı.^ Impara çaretoce çökeceği gerçeği karşısında Türk ulus*devletmın kurulması tek *9eümMçmek olarak görülmüştü.’ Birinci Dunva Savaşı sonunda alınan kı>tu karşumda Türk milliyetçiliği pn>|esının uygulanabilirliği sorusu ortava ^*ifAüdancan alıct 1919-1923 yıllarında Mustafa Kemal'in (Atatürk) lider tinim Anadolu'da bir Türk ulus
^^mik lmf>anın>rlu^u'ndj hır kimlik oUrak dınm rolü mılkt Mstrmıvlc kunımsal-HfMfB. Kcr nr kuJ.tr hurjdakt millet rrnmı Muduman olmavan toplumlarU ilişik olsa da, hu ıtrimin adında, hırının kımlı^nı bdırltmtktt dini \xkimin dt^ıyntt nlgM şiar edinmiş Müslümanları da kapsadı^ dı^^tmdur.*' Türk ulusunun İdam I tkfkıh kunlıltı Osmanlı Imparatorlu^u'nun İdam dünyasındaki liderlik rolü ve Anadolu, Ona ve l>ı>^u Avrupa'daki genişlemesine katkılanvla gelişmiştik* IlHidMMie grvm<k^« sadece kişisel hır ınanv meselesi \Tva s'l^ış defhl. avnı zamanda V knkk demişimi. Ulamı toplumun inanan kesimi lummetl arasına gunullu hır laıktt. Osmanlı politik ıdeolopsı ve kültürüyle anılmak anlamına gelıvordu. Alışıl-■gadışMdi mıllıvetv'i düşünceler d.ıha sonralan dini cemaatı de ulusal kimliklere tfş Ittk getirdi. Osmanlı Hırısm an toplumlan hu dönüşümden ilk etkilenenler imkk birlikte, (.^imanlı Muslumanlan da onlan takıp em. Tanhın hır cilvesi ola ik b« dejbşını, kimlisini huyuk oU'ude İslamıyetle onuşturen hır ulusun, ulusal Mügmı radikal hH^ımde dinle ilişkisiz hır hale getirmesi girişimi olarak hır ilktir.^ l^.Tttiyılın ortalannda, ilk donem Türk mıUıyets'ilerı İslâmî Türk kimliğinin te-Kİ HRurlanndan hırı olarak tanımlıyorlardı ve hu durumun Batılılaşma hedetıvle .ıiqnjtmı düşünmüyorlardı.^ Mamatıh, daha radikal görüşler hızla ortava gfontşkr Islamıvetı Turklenn gen kalmışlığının nedeni olarak defterlendınp suv devletin ve toplumun laikleştirilmesi ı^'in Fransız psızırıvıst modelini göklere jarmkL jon Turkler arasında en etkili duşunur olan Zıya Gokalp medenıvet, aİHrsrdını hırbırmden avırmak voluyla mcxlemleşme ve Islamı Türk mılliYetvı-gıdr uzlaştırmaya v^haladı. Uygarlığı teknoloiık ve politik hır terim olarak; kulan, bv iman topluluğunu tanımlayan hır dizi değer ve ınan^ olarak tanımlarken rndranl ıçenğıvle sınırladı. Ona göre Türk ulusu Batı uygarlığını benimsemeli, kşkukurunun etkisi altında sönükleşmiş kendi Türk kulmrunu de venıden ta-taİMMİiydı. ' İslam salt Arap kültürüyle ılışkılendınimekten çıkartılmalı ve kendi iMİiliiuTla sınırlandırılmalıydı.^ Her ne kadar pek çok Jon Türk Ulamı Türk mşam kiîio bir unsuru olarak görmese de, politik koşullar karşı Islama polı «dtf yefitşnmıclerıne olanak vermemişti. Tersine Ulam, politik hır ara^ olarak ve ı*i|İMdi Bank giM^lerlc komşu Hınstıyan devletlere karşı hareketm motıvasvtmu «tak kıditıııldı. Silahlı mücadele verdiği günlerde Atatürk de aynı- samsung telefon fiyatları sundu..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder