replika telefon ve modern islam
en güzel bilgileri yazan replika telefon diyorki Gene bu yüzden dir İd Kemal, siyaseten Osrnanlı’ya tâbi konumlarından dolayı Araplanj, İslam yorumunu fazla eleştimie gereğini duymamışbr. Bunakarşılık Abduh gibi Mısırlı aydınlar, hâldm konumundan dolayı Osmanlı tedeyyününü eieş. t irecekti.
Namık Kemal, Osmanlı hükümetinin Yemen’e yaptığı bir hareketten sonra yazdığı söz konusu
makalede, Arapların İslâmî kalitesini ancak genel ifadelerle eleştirmekle yetinir.replika telefon Kemal, zekâ, kabiliyet ve hamiyet gibi üstün vasıflarıyla Arapların İslam topluluğundaki seçkin konumunu belirttikten sonra elder: "Vakıa birçoğu sonraları avdet ettiği bedeviyet hayınelerinde hâb-ı gaflete ıneluf olmuş duruyor. "Yani Araplann çoğu, İslam medeniyetinin atılım döneminden sonra döndükleri göçebelik çadırlarında gaflet uykusuna dalmış duruyor. O, bu satır arası ifadeyle, Arapların Bağdat’ın Moğollara düşüşünden sonra tarihî eylem duygusunu yitirmelerini eleştirir. Ancak, o eleştirisini bu cümleyle sınırlı tutar. Çünkü zaman, Müslümanlar arasında eleştiri ve tefrika değil, Osmanlı liderliğinde birlik ve dayanışma zamanıdır. Sultan Abdülhamid döneminde aynı zamanda Araplardan sembolik ayrılma süreci de başlamıştı. Kânun-ı Esâsî’nin ı8. maddesiyle Türkçenin resmî dil olarak kabulü, 19 Mart 1877’de Birinci Meclis-i Mebusan'ın toplanmasından sonra Türkçe konuşmanın öneminin artışı, Arapçaya karşı bir tepki uyandırarak okullarda okutulup okutulmamasına dair bir tartışmaya bile yol açmışü. II, Meşrutiyet döneminde de Hüseyin Cahid gibi yazarların Arap karşıtı görüşlerini destekleyenlerin sayısı artmaya başlamıştı (Karal 1988; 556-9).
B. “Acem îslam’’ının Eleştirisi
Abduh’un Osmanlı hakkındaki tavırları, Osmanlı ve İslam dünyasındaki kimlik arayışının genel trendine göre değişmiştir. XIX. dan XX. yüzyıla gidişat, kabaca Yusuf Akçura’nın Üç Tarz-ı Siyaset adını verdiği Osmanlıcılık ve İslamcılıktan Türkçülük ve Arapçılığa doğruydu. Abduh da, Mısır’ın İngiliz işgaline uğradığı 1880’lerde Osmanlı aydınları gibi İs-
Namık Kemal, geldiği Tunus’un siyasî bilgi açısından Osmanlıdan aşağı olduğu,! gerekçesiyle Hayreddin Paşa’nm Osmanlı sadaretine sıcak bakmıyordu (Tansel 1967) 11/199, 290, 305). 5 Nisan 1863’te Avrupa’ya seyahate giden öncü isimlerdenj Abdülhak Hamid’in babası Hayrullah Efendi (2002: 84) de Paris’teki yanlış gözle» derinden dolayı Tahtâvî’yi küçümsüyordu.
larncı-Osmanlıcı bir tavır benimsemişti. Toplu eserlerini yayma hazırlayan ve çalışmanın girişinde, Panislamizm ve Osmanlı imparatorluğu [laldcındaki tavrım inceleyen Muhammed ‘Ammara, onun son tahlilde Qsrnanh Türklerinin, Araplar, hassaten Mısır üzerindeki hâkimiyetine l^arşı olduğunu belirtir. 'Ammara, onun hakiki tavrının bu olduğunu, değişik zamanlarda, özellikle Beyrut’ta zorunlu ikamete tâbi tutulduğu dönemde, Osmanlı İmparatorluğu ve II. Abdülhamid'e yönelik olumlu-övücü tavrının, aslında konjonktürel zorunluluktan kaynaklandığını sa-nınur (Abduh 1980: I/113).
Ancak Hourani (1993; 268)’nin de işaret ettiği gibi, büyüyen Avrupa emperyalizminin bütün İslam dünyasına arzettiği ölümcül tehdit karşısında Abduh’un, Blunt’un The Future of İslam kitabında ona atfettiği gibi, Osmanlı karşıtı bir Arap milliyetçiliğini savunması beklenemezdi. Denebilir ki o hiç bir zaman siyasî bir Arap milliyetçiliğinden, Abdurrahman Kevâkibî ve Şerif Hüseyin gibi, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılarak bir Arap Hilafeti kurulmasından yana olmamış, ömrünün sonuna kadar Os-manlı împaratorluğu’nun bekasını savunmuştur. Onun II. Abdülhamid ve Osmanlı împaratorlugu’na yönelik tepkisinin iki özel sebebinden bahsedilebilir. Birincisi, genel olarak Mısırlılarda olduğu gibi onda da görülen, Mısır’daki iyice yozlaşmış düzenden sorumlu tutulan Türk ve Çerkez kökenli Memlûk aristokrasisine yönelik nefret.'^^ Nitekim Eylül ı88ı‘de patlak veren Ahmed ‘Urâbî İsyanı, öncelikle askerî tayin ve terfilerde aslan payına sahip olan Türk ve Çerkezlere karşı yapılmıştı."^®” İkincisi, geleneksel Arap elitler-arası rekabetin sonucu olarak birçok Arap seçkininde olduğu gibi süreldi ayak oyunlarıyla Sultanı ayarttığı düşünülen Ebü’l-Hüda Sayyâdî (ı850-i909)’ye yönelik tepki.
Abduh 1980:1/93, 733, Hourani 1993; 15,157. Genel olarak Araplardaki Türk imajı hakkında, Haarmann 1988.
Muhammed Abduh 25 Nisan 1882'de İngiliz arkadaşı W. S. Blunt’a yazdığı mektupta, darbenin arkasındaki Türk-karşıtı hissiyatı dile getirir. ‘Urâbi Paşa veya Vatan Partisi'nin Türiclerin elinde alet olduğu yolundaki yaygın söylenti ve iddiayı reddeden Abduh, TürkJerin zalim olduğunu, ülkelerine sadece olumsuz bir miras bıraktığım ve bütün Mısır halkının onlardan nefret ettiğini belirtir. Şu anda iktidarda olan siyasetçi ve komutanların, ordudaki Türiderin 'Urâbî Paşa’ya suikastla bir karşı-darbe yapmaları ihtimaline karşı son derece uyanık olduklarını belirten Abduh şöyle der: “Mısjr'da Babıâli'yi savunan Türk ve Çerkezler olduğunu inkâr ediyor değilim, ancak bunlar ülkelerini sevenlerin yanında azınlıkta kalmaktadırlar."replika telefon sundu..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder