replika telefonlar ve islam bilgilerim888

 replika telefon


replika telefonlar ve islam bilgilerim888 sizlere en güzel yazıları yazan replika telefonlar ddiki Müslümanlar Hz. Ömer zamanında Mısır’a hâkim olduklarında onlar buradaki halkın, bol verimli bir yıl geçmesi için her yıl bir kız çocuğunu, ailesinin de rızasıyla, tanrıları adına, süsleyip bir merasimle Nil nehrine attıklarını gördüler; Onlar bu yolla tanrının hoşnutluğunu kazanacaklarını düşünüyorlardı. Bu hâdiseye yer veren İmam Suyûtf (Ö.911 h)’nin yazdığına göre, burada ilk vâli Amr b. 'Ass durumu Ömer (r.a)’e bildirince o, vâliye bunun derhal engellenmesi tâlimatını verir^. Ömer ve daha doğrusu İslam bunu saygı gösterilmesi gereken bir inanç olarak görmemiştir. Bundan önce orada mevcut hrıstiyan bir idarenin buna ses çıkarmamış olması gerçekten şaşırtıcıdır.
Kur’an’da; Hz. Musa’nın kavminden bir sığır kurban etmelerinin istendiğine ait kıssayı her kes bilir; Buradaki anlatımdan anlaşılan onlar çeşitli bahanelerle bir sığır kurban etmeğe yanaşmaz ve onu atlatma çabası içine girerler* Tarihî belgeler bu kavmin Mısır’da -bir nevi Budizim benzeri- bu cins hayvana ulûhiyet atfedip onun altından bir heykelini yaptıklarını göstermiştir. Kur’an’da ki anlatımda kurbanla ilgili buzağının altın sarısı rengi de yer almıştır ki bu belki de tapınılan buzağının da bu renkte olması dolayısıyladır. Burada belki, kendisine ilâhlık atfedilen böylesi tanrının kurban ettirilerek o inancın yıkılması hedeflenir; Etleri de bir kurban olarak herhalde onlara yedirilmek isteniliyor. İnsanlar nice put ve ilâhlarını daha sonradan yer olmuşlardır. Burada da yine yanlış bir inanç ve zihniyeti yıkmak için, temsilî de olsa, bir ilah gibi düşünülmeye başlanan veya kendisine bir kutsiyet atfedilen bir hayvanın kurban ettirilmek istendiği, anlaşılmaktadır. Neden, kurban olabilecek başka hayvan değil de illâ da sığır istenmektedir? Bunun yukarıda değindiğindiği-miz o tapınma ile bir ilgisi olmalıdır. Yahudilerin buzağıyı tann edindiklerinden Kur’an da söz ederki ilgili kurban emrinin de bunun ile bir bağlantısı olmalıdır Ayette anlatıldığına göre onların böyle bir yola girmeleri İlâhî kızgınlık ve bi zillete uğrama sebebi olur^
Hz. İsmail misalinde bu sefer, ki ben şahsen böyle anlıyorum, insan kurban olamayacağı anlatılır. İnsanlar Yüce Allah’a veya tanrı yahut temsi tanrı diye düşündükleri varlıklara yine inançları doğrultusunda, etleri yenil; yenilmesin, hayvan olsun, bitki türü olsun, insan olsun, değerli, farklı buldı lan nice şeyler kurban etmişlerdir. Hristiyan inancına göre söylersek Allaf oğlu bir ilâh olan Hz. İsâ (s.a) da insanlığın
ettirmiştir; Kırmızı şarap onun bu kurban kanını ve yine ilgili merasimlerde dim edilen ekmek de onun etini temsil eder. Burada kutsal kan ve kutsal
yiyip içenler kurtuluşa ererler. Bu inançta, bir ilâhın kurban edilişi ve
sonra temsilî de olsa onun et ve kanını yeyip içme vardır ki bu, artık kurban edilişini de aşan bir durumdur. Bunu elbet İslâm inancındakilere
İslâm ötesindeki diğer bütün inançlar için söylersek onlarda genelde
görülen bir şeyin kurban edilip onun kan ve etinden, yahut bir parçası^^ yemek ile o kutsallığın kişiye geçeceği inancı vardır(‘). İslâm inancı ortad^^j Bu inanca göre söylersek kurban kutsal kesim olsa da kurbanlıklar dahil hiç hüküm gereği, yenilip içilme bakımından necistir. “Onların ne etleri ne de ^ lan Allah’a ulaşmaz, O’na ulaşan ancak sizin takvanızdır”®, âyeti her halde konuda her şeyi açıklıyor. İslamda ruhbanlık olmadığı için kurbanı bir ruhba, kesmesi gibi bir şey de bu dinde söz konusu değildir.
2- Kurban Edilebilecek Hayvanların Cins Ve Özellikleri
a- Kurbanın Behîme Türü Hayvandan Olması Şartı Ve Behîme Kavramı
Kurban edilebilecek hayvanlara gelince burada da elbet Kur an« Sünnet’in ortaya koyduğu çerçeveye bakılırsa, yukarıda olduğu gibi yine saı> malardan söz edilebilir. Ticaret malı olma hariç bizzat hayvan olarak zekâtb nusu olanlar; Davar (; gancm; koyun, keçi). Sığır {; bakar; öküz-inek, ve Deue’den ibarettir. Burada koyun ile keçiye, zekâtları aynı ve de nisapti birbirlerine katılsalar da Kur’an’daki gibi ayrı bir cins olarak bakarsak,zekây tâbi olan dört çeşit hayvan türü olduğu görülür. Bunların da erkekli-dişili sayıla B çifttir ki işte Kur’an'da dile getirilen “sekiz çift haı^uan: semâniı^etu eıâ »unlardır ve kurban da ancak onlardan olabilmektedir. Burada zekât ile kurba>
Kurbanı sosyolojik yönden inceleyen bir çalışma için Yümni Sezen Beı^’in eserine bak. Hac, 22/37
lynı hayvanlarda birleşirler. Diğer hayvanlar ancak ticaret malı olarak zekâta abi olurlar. Değindiğimiz âyetin tam anlamını verirsek o şbyledir
“Allah sizi bir kişiden {^arattı ve sonra da ondan eşini yarattı. O sizin için hayvanlardan da sekiz eş indirdi (yarattı), Sizi de annelerinizin karınlarında üç karanlık (kat/mekân) içinde çeşitli safhalardan geçirerek yaratıp duruyor. İşte bu yaratıcı, Rabbiniz Allah’tır. Mülk/hükümranlık O’nun dur. Ondan başka bir ilâh yoktur. Böyleyken nasıl oluyor da (başkaları tarafından doğru din ve gerçeklerden) saptırılıyorsunuz’’^.
Zekât konusu olan ve kurban edilebilen bu hayvanlar başka âyetlerde ‘behîme (ç. behâim)” kavramıyla geçerler. Bu, Arap dilinde dört ayaklı ve çift ırnaklı olanları ifade eder ki Kur’an bunlara, etleri ve sütleri helal kılınıp kur-3an edilebilen hayvanlar olarak yer verir'® Böyle olmayan ve bir de tek toynak [tırnak) lı olan hayvanlardan ise ittifakla kurban olmamaktadır. Ünlü hanbelî fiukukçusu İbn Kudâme (Ö.620 h) atların zekâta tâbi olmayacağı görüşünü dile getirirken; dört ayaklı olsalar da tek tırnaklı olduklarından dilde onların bu “behîme” kavramı içine giremediklerini de burada bir gerekçe gösterir". Atlar diğerlerinden farklı olarak geviş getiriciler sınıfında da yer almazlar. Develere gelince onlar tam tek tırnaklı olmayıp araları yarım açılmış olarak çift tırnaklı ve de geviş getirenler sınıfında yer alırlar.
b- Kurbanda Evcil Olma Şartı Ve Behîme Kavramına Uygun Diğer Hayvanların Kurban Açısından Durumları
bl- Evcil Olma Şartı
İbn Kudâme ana ve babadan birinin evcil olmamasını kurbana engel gı rür. Onun verdiği bilgilere göre; rey ehli -ki bunlar öncelikle Hanefîler’dir- sığ larda bizzat kurban edilecek olanın evcil olmasını yeterli görüp babanın va' (yabâni) olmasına itibar etmezler. Bir mezhebe bağlı olmayıp hatta kendi I şına bir mezhebi olan Ebû Sevr (6.240 h/854) ise evcilliğe bakmayıp sad behîme’den olmayı yeterli görür. Bu eserde yine Haşan b. Salih’in de -I..replika telefonlar yazdı ve sundu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder