bayan çantası modelleri ve tarih bilgileri436

 bayan çantası modelleri


bayan çantası modelleri ve tarih bilgileri436 ben ve bayan çantası modelleri sizlere en güzel tarih bilgilerini anlatıyoruz ve bayan çantası modelleri  diyorki Avrupa’da rasyonalizm, romantisizm, empirisizm gibi ekoller, daha çok Fransa, AJmanya ve İngiltere gibi ülkelerin kültürlerini yansıtıyordu. Ancak sekülerleşme denen yeni bir normativite arayışında bu ana paradigmalara özgü farklı teoriler arasında eklektisizm, daha doğrusu sentez arayışı da doğaldı. İlk bakışta Kantçılık ik vararcılıl^ “akıl” ve “fayda” gibi sübjektif ve objektif ölçütlere dayalı rakip ahlak anlayışlannı temsil ediyordu. Hâlbuki yakından incelendiğinde aralarında az-çok ortak bir zemin bulunabilirdi (WÜdc 1894). Batı düşüncesinin kaynaklarına inmek için Fransızca ve İngilizce öğrenen Abduh da, özellikle Comte pozitivizminden derinden etkilenmişti (Kerr 1966: 138, Hourani 1993: 138). Ancak bu, daha çok geleneksel paradigmadan kopuşu sağlayan epistemo-lojik bir etkilenmeydi. İş, bu perspektifin sosyal-siyasal meselelere lygulanmasına gelince Abduh’un eklektik bir tutumla Comte’dan ok Spencer’ınki gibi pragmatik-yönelişli Anglo-Amerikan poziti-izminden
Yararcılığa kavsi tutarlı bir ahlak goı paradigmaya aykırı ği “güzel/çirkın”ın sel ve ortak akıl vı akılla nihai uyum tun olarak bakıldı daki fikirlerinin <i ye gibi Ortodoks hangi bir gclenci Mu tezile ile nizmi arasında c da görülen fark moloji/ontoloji a sefeleri rasyona Ic, tahsinitakbi lendirmesine t teo-ontolojik yevi alanda a yordu.
Diğer tarı Zira Mâtürî arkasındaki Abduh gibi 1ar ayınmı ] raritğt krite gamberleriı yasakların kavrayabil] oyunlarıyl
göre ınsaı maz. Am hemen aı zoflann 1 Abdu tik tavnı güzellik
r>'lcmlcr vardır. Bu tür amellerin güzelliği, emredilmiş olmaların dan, çirkinlikleri de yalaklanmış olmalarından kaynaklanır. Yam emrcdildikleri için güzel, yasaklandıkları için de çirkindirler **Do^^sunu Allah bilir.” Onun esas aklî, yararcı görüşünün arka sından dile getirdiği bu yuvarlak görüş, elbette ilkesel bir Eş’ırt tutumu yansıtmaz.
Abduh’u Islâm’daki geleneksel, “kendinden ve dışından güzel" ayırımından hareketle yararcı bir ahlak görüşüne sevk eden “kendinden ve dışından değerler,” bugün belki de değerler konutunun en karmaşık yönü olarak tartışılmaktadır (Picard 1939, Harold 2005). Ancak kanaatimizce mesele, özünde basittir. Öncelikle John Dewey’in de dikkat çektiği gibi değerleme (va/utng)^ yani pı~ ze//iğin tespitiyle buna dayalı değerlendirmeyi (^a/uatıng), yani güxelin tespitini birbirinden ayırmak gerekir (Picard 1939: 257). Kant’ın öngördüğü ve Abduh (1980: III/390)’un da “(ferdî) zevkler değişse de eşyada güzellik ve çirkinlik vardır” sözüyle anlattığı gibi, güzellik değeri, mutlak olar2ik kullanıldığında kendinden ve objektiftir. Buna göre güzeli değerlendirmede ashnda gene objektif oldu^ halde sübjektif görünen kendinden/dışından ayırımı meydana çıkar Ancak vahyi veya felsefi, değerin metafıziksel araştırmasından ümidin kesildiği modern çağda haz veya yararlığın değerlerin tespitinde kriter olarak alınması sonucu “değerli” kadar “değcr*in kendisi de “kendinden/dışından” ayırımına uğramıştır. Geleneksel dünyada olduğu gibi İslâm’da da sadece “kendinden ve dışından güzel” ayırımı olduğu halde Abduh (1980: 111/392-93, 3%)’un ihtiyari fiillerin “kendinden ve dışından güzellik ve çirkinlik’’inden bahsetmesi, bunun içindir. Bu değişimin belki de en vahim sonucu hiyerarşik değer monizminin kaybolmasıdır. Bilinen insanlık tan-hindc iki bin yıl boyunca siyasî teori adalet teması etrafında dönerken, modern dünyada XVI. yüzyıldan Machiavelli ve Hobbes’tan itibaren siyasi teoriyi adalet gibi tek bir değere dayandırma girişimleri başansız kalmıştır (Deutsch 1970: 12). Adaletin ise zirve değer güzelliğin türevi olduğunu söylemiştik. Modern dünyadaki değer çoğulluğunun
arasında olan fark, fıillcrinm kesret ve killerinde de^, yılıu? mun hıftet ve şiddetinde kalır." O, ahlaki alan bir yana, bılnn^j^ bile teknik ürünleriyle sırt taydacı bir açıdan algılanmasına karşKj,f “İlmi vesile-ı istifade etmek için istihsâle çalışanların hiç bir malûmatça hır mevki-i imtiyaz ve kemale vasıl oldu^ bılmn^çy» (Namık Kemal 1326: 16—7).
Buraya kadar Osmanlı düşünürleriyle mukayeseli olarak Mısır düşünürlerinin dinde nakil/akıl dengesini nasıl de^ştirdildcnnı, akıl, bilim ve değerler konusunda gelenekselden modern paradigmaya nasıl geçtiklerini gördük. Şimdi de onların bu paradigma değişikliği ışığında bizzat İslâm’ı ve kaynaklarını nasıl yeniden kavramıal laştırdıklarını görelim.
Abduh’un İslâm anlayışı, temelde iki isim, Cemâleddîn A%ânj ve \Vilfrid S. Blunt tarafından etkilenmişti. Blunt (2002)’un kitabının temel tezi, beşeri aklın gereklerine uygun temel bir öğretisel yapıya dayalı olarak içtihat kapısının açılmasıyla İslâm hukukunun çağdaş dünyanın şartlarına uyacak ve Avrupa ahlakının olumlu yönlerini özümscyecck şekilde yeniden yorumlanmasıydı. Bluntin, kitabında dile getirdiği görüşlerin büyük ölçüde Abduhünkılcn yansıttığı iddiası, Hourani (1993: 155)’nin de belirttiği gibi, bir noktaya kadar doğru kabul edilebilirdi. Aslında yansıtma iddiasına karşılık Blunt’un bizzat Abduh’un fikirleri arkasındaki ilham kaynağı olduğu söylenebilirdi. Zira Blunt’un Islâm’ın reformuyla ilgili fikirlerinde, Katolik bir modernist tarafından Hıristiyanlık’ta reformu arayışının izdüşümünü görmek mümkündü. Blunt, Darwın okuyarak inancını kaybetmiş bir Katolikti, fakat hayatı boyuna inanabileceği bir “evrimci Hıristiyanlık”a olan özlemini korudu. Ingiltere’de Katolik modernizmin lideri sayılan Cizvit rahip Geor-gc Tyrcil (1861-1909) ile de ilişkisi olan Blunt, Strauss, Renanvt Tolstoy gibi yazarlar taralından “gerçek İsa" ile Paul vc Kilisc’nm sunduğu “tarihi İsa” arasında yapılan ayırımdan etkilenmişti.
Muhammed Abduh’a göre son vahiyden sonra yolunu bulabilmesi için insanın elinde iki kaynak (Kitap ve Sünnet) ile aldı vardır; dünya hayatının düzenlenmesi için bu ikisi ycterlidir. Din, “in-ıntan/insın'' (muamelât-ukubât) ol-^ak üzere temelde iki ıliflu alanı haklunda hükümlerden oluşur. İdim, teolojik ve eslutolojık alanda varilin nihai forulan hakkında temel bazı manalar ıle insan davranışına ilişkin genel bazı ahlaki prensipler içeren basit bir öğretisel yapıya sahiptir. Kur’ân ve Sünnet, inanç ve ibadetler hususunda ozgul hükümler kovarken, beşerî ilişkiler alanında, ozci ve kamu hukukuna dair sadece genel pren-npier getirmiş, bunların içtihat yoluyla hayatın tum durumlarına uygulanmasını ise insan aklına bırakmıştır (Hallaq 2002: 217, I io-uranı 1993; 147-8).
Abduh tarafından saf İslâm'a dönüş çağrısı, doğal olarak fıkhın dayandığı kaymaklann reddini gerektirecekti. Fıkıh usûlünde fakıh-İcrin hukum çıkaracağı dört kaynak kabul edilmiştir: KitabuUâh, Sunnet-i Nebeviye, İcmâ-yı Ümmet, Kıyâs-ı Fukahâ. İslâm âlım-lennın ittifakıyla içtihadın uçuncu kaynağı sayılan, çağdaş muçte-hitlcrin şer’i bir hukum üzerinde ittifakı anlamına gelen İcmâ-yı ümmet, Roma hukukundaki commums optnio doctorum\ tekabül ediyordu. Bunun yerine Abduh, evrensel akla dayalı kamuoyunu kabul eder. Ona göre icmâ’, belli bir nesildeki tum Müslüman topluluğun mutabakatı anlamına gelir (Kcrr 1966: 143-45, Haşan 2003: 242-48).
Mısır modcmistlcrinin İslâm ve İslâm’ın iki temel kaynağı Kur’ ân ve Hadis anlayışları, XIX. yüzyılda daha sonra Protestan, Cizvit ve Y’ahudı oryantalistler tarafından İslâm’a yöneltilen Hıristiyanlığı eleştiri tarzı tarafından belirlendi. Gcigcr’dcn Muir ve Lammens’e, Margoliouth’dan VVelIhauscn’e genelde Strauss ve Renan çizgisinde filolojik, yüksek eleştiriyle “tarihî İsa”ya karşılık “tarihi Muham-med" imajı yaratmayı amaçlayan oryantalistlerin esas hedefi, İslâm’ ın Yahudi ve Hıristiyan dininin yoz bir kop)'ası olduğunu göstermekti. Bu arada Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm olmak üzere üç dinin de peygamberini ve kökenlerini sorgulayan Abraham Geigcr (1810-1874) vejuhus VVcIlhausen (1844-1918)gibi teologlar çıktı.
Hz. Peygamber ‘aleyhi’s-salâtü vc’s-sclâmın şahsında ilk donem İslâm tarihi üzerine yoğunlaşan bu eserlere karşılık daha sonra AJois Sprenger (1813-1893)’in 1856’da hadisleri sorgulayan makaleleri ve Thcodor Nöldcke (1836-1930)’nin 1860’da çıkardığı Kur' ân Tanhı adlı eseriyle oryantalist ilgi, doğrudan İslâm’ın kaynakları bayan çantası modelleri sundu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder