replika telefondan tarih bilgileri

 replika telefon


replika telefondan tarih bilgileri evet arkadaslar sizin ciin en güzel yazılaımızı sizlere sunarken replika telefon çok calıstı ve sizlere bu güzel yazıları hazırladı replika telefon diyorki Hazarlarm Suvarlarla kökteşliği veya akrabahğı dillerini Bulgarcaya benze-iBihıberlcrm kaynağı olabilir. Bu konuda bilgisine çok güvenebileceğimiz Bi-wI*Âsâr'ül-Bâkiye"de Bulgar ve Suvarlarm Hazarca ile Türkçe kanşum bir dil iranştuklarm söyler®. İstahri ''Hazarlarm dili Türkçe ve Farsçadan başkadır;
hiçbir milletin dilme benzemez'' derken ve İbn Havkal ile daha sonral^ y kopyalama ile onu izlerken, muhtemelen Oğur-Bulgar türünde olduğ^n^, ^ maktadırlar^ Ancak Istahn bir başka yerde Hazar dilini Bulgarcaya kendisiyle çelişmekte. Bu yüzden haberlerine kuşkuyla yaklaşılır^ Bulgar ve Suvar dillerini aynı görür: "Suvar^ Bulgar dilleri bir dûzıiye keh^ nn sonu kesilip kısaltılmış bir Türkçedir"*. Bu bapta Tuna Bulgarlannı Hyp^ borea'b Kotraglar (Kutrigur), Hazarlar ve Khounaboi adlı çözülememiş bir »n. luluğun Avrupa'ya gelmiş kolonisi olarak gören Leo Diakonus'un haben ginçtır Hazarlarm tıpkı Bulgar ve Su varlar gibi aslı Fin-Ugor olan Türkleşmiş halk olduğuna inanan Artamonov, dolayısıyla dillerini Oğur-Bulgar tunmçg^ turmckte tereddüt duymaz ve yukarıdaki ipuçlanmn kendisini desteklediği,,^ inanır**. Ancak daha sonra yaptığı doktora çalışmasmda Hazarlardan kalan by. tun kelimeleri bir bir inceleyen Golden (daha çok aynı görüşteki Baskakov'a ,t,. razla) ve yenilerde onun izinden filolojik malzemeyi gözden geçiren Erdal bm,,, söylemenin kolay olmadığı kanaatindedirler^\ Öte yandan. Hazarlardan bize kalan dil malzemesinin tamamına yakını yer adlan ve sanlardan, birkaç ^ isimlerden oluştuğundan, incelediğüniz şey 'Tiazar budun" olursa mesele zorlaşmaktadır, zira Göktürk Devleti'nin ardılı olan siyasi yapıda elbette Ortak Türkçe tabirler kullanılacaktır. Yer isünleri herhangi bir halktan kalmış olabilir kı, tamamma yakım öyle gözüküyor. Hazar-Suvar bağlantısına başvurduğu-muzda da durum değişmiyor. Aym ispatlanmanuş görüşler onlar için de geçer lidir^. Bu yüzden, şimdilik varsayım seviyesinde kalmak zorundayız.
Hazar kelimesinin anlaımyla ilgili de birkaç kelime gerekiyor. Bu kelime Arap ve Fars kaynaklannda düzenli olarak İbranicede 'Khazar, Qazar, Kho-zar', Yunancada Xd^apoı, Slav dillerinde Ko3pb, Ko3apbi, Gürcüce 'Khazar-i', Ermenice IChazir-k', Latince 'Chazari, Chaziri' vb. ve Macarca 'Kazar, Kozafgibı biçimlerle geçer”. En yakmdaki dillerde geçen ortak biçimi kaim bir "h" sesiyle Hazar biçiminde kurabiliyoruz.
kelimenin anlamıyla ilgili sunduğu qaz- 'ge2omek' koklu açıkla-ı^bndâ anlam göçebe bir topluluğu anlatmak için çok münasip olsa da, hakb dilbilim sebepleriyle reddetmiştir^. Nfeıeth'i aynı şekilde eleşti-geliştirdiği qasar Inr tür köpek' önerisi de Colden'ca, dilbilimsel ^jggçiıer^ yanında, bu kelimenin Türklerde bir kaide olarak unvan yerine kul-gerekçesiyle reddedilir^. Yeni bir yaklaşımı R6na-Tas sunmuştur ve Roma'nın ünlü yöneticisi Sezar 'Caesar' ile bağlantılı olduğunu, bu-^ bir unvan olarak Türklere geçip sonra budun ismi haline geldiğim iddia et-^ Anak böyle bir geçişin izleri ve serüveni bilinmediğinden, bu konu is-pitlınamadan kalmaktadır^. Dolayısıyla, şu an için bu budun adımn anlamıyla ^Türkçe oluşunun tartışılmazlığı dışında tatmin edid bir köken açıklaması j^unmamaktadır.
Hazar Tarihinin Başlangıcı; Göktürkler
Maurikios zamanı Göktürklerin Kafkaslarda hâkimiyetlerini sıkılaştırdıkla-n dönemdir; böyle bir göçün ortamı yoktur, üstelik Bulgarlarla birleştiriliyorsa jıhı eski dönemlere gitmelidir. Bu yüzden onları en azından çok yalandan bağ-lıntılı görüldükleri Suvarlarla aynı dalga içinde gelmiş kabul edebiliriz. Bu önermenin bir adım ötesi ve daha uygunu, Czegledy'nin belirttiği gibi Hazar'ı sk] Suvar boy birliğinin üyelerinden biri olarak görmektir^^. Hazar boyu yük-idotk ve güçlenerek zamanla Suvar'm yerini almış, isim daha geniş kitlelere nnlmşür. Benzer bir süreci Macarlar bahsinde göreceğiz. Önceleri dokuz kaleden birinin adı olan Macar, bu halkm Tuna boylarına yerleşmesinden sonraki donemde zamanla yayılmış ve diğer boylarm da benimsediği bir ad haline
•Albanlar Tarihi"nde II. Şapur zamanmda (309-379) Hazarlarm Derbendi »Çob Geçidi) aşarak Albanya'ya saldırdıkları yönündeki haber” değil Hazarla-uSuvarlan dahi ilgilendirmiyor gözükmekte ama aym kaynağa göre 552 sene-«e tekabül eden saldırıyı” gerçekten Hazarlara maletmek mümkün olabilir. 20 vıilık bir barışın ardmdan 550 senesinde İran-Bizans savaşları yeniden başlaym-ctpiralı asker olarak çalışan Türk topluluklarına iş kapısı yeniden açılmış, her
İki tarafta da if bulmakta gecikmemişlerdir. Bizans tarihçisi Prokopi lar Tanhi'nde bu çatışmaları ayrıntılı anlatır ve kablımalan Suvar adı^*^ Ancak kısa bu sure sorua Hazarlar gerçekten siyaset sahnesine çıktıku N* re, "Albanlar Tarihi'nde denildiği gibi bu 552 saldırısını gerçektn^^ü yapmış olabilir.
Suvarlann yurdunu Orta Sibirya'nm güneyine, İşim ve Tobol havzasma koyabiliyorsak,*' bu bölgede VI-VII. yüzyıllarda var olan birliği Uygurları da içeriyorsa, V. yüzyıl ve öncesinde Suvar birliğine Hazar boy veya uruğunun göçmeyip geride kalanlannm da daha sonr, bölgede gelişen Uygur boy birliğine dâhil olduklamu rahatlıkla düşünd,?'^ Böyle bir durum Hazarlann Uygur kökenli olduklarmı göstermez, anayuntj^^ lanlann Uygur birÜğini ortaya çıkartacak oluşuma katıldıklan anlamına geiı,
Cöktürkler 560 yüı civanndaki kovalamacada Avarlarm ardmdan Kafla^ lara sarkmışlar, kısa zamanda da Azak Denizi'ne kadar kuzeydeki düzlükler j|( Dağıstan dvannı ele geçirmişlerdir. Bab Göktürk Kağam İstemi'nin Bizara im. paratoruna yazdığı tehdit mektubunda bu fetihlerden bahsedilir ama Göktürk gücüne direneceğini samp rezil olan topluluklar içinde Alan ve Onoğurlaram-
Procopıuf, Hutayoftlu Vkn, Bookt l and H,«. 199-200.
^ halkların kısa zamanda veya hemen Ckıktürkler gibi veya onlar adına etmeye başladıklarını görüyoruz. Mesela, Menandros'a göre Ubgıırlar önderlerinden birisi Akkagas (Ak Kağan?) admda bir kadm olmak ^ Goktürklcr adına Kırım'ın doğusunda olup adını verdiği boğazı tutan j^fjaldınnışlardır". Mesûdfye göre IV. Hürmiiz döneminde (579-591) Hazar büyük bir orduyla Kafkas Dağlan üzerinden İran'a saldırmıştır". Bundan ^ boyu üzerine Ckiktürk asılb bir tarhan atamnış olmasım anlayabiliriz
bir sonraki kuşakta gerçekleşen gelişmelerde görüyoruz. Batı Devleti 603 senesindeki bütün Avrasya'yı kaplayan isyan dalgasını at-jjjjp toparlandıktan sonra, batı siyasetinde bir değişiklik görüyoruz. Artık 'ka-^Itoleler' olan A varlar hakkında konuşulmaz; bir taraftan Orta Tuna boylan-g ulanmanın, bir taraftan da siyaseten Bizans'ı Avar karşıthğma zorlamanm zorlucu gören Göktürkler, bu ikisini baş başa bırakmış ve tüm dikkatlerini çevirmiş görünüyorlar. Nitekim daha 619 senesinde, îranlılar Bizans ^j^^ısında üstün iken yaptıkları hücumla Rey ve İsfahan gibi içerlerdeki iki bü-yuikenti ele geçirmişlerdi". Vakıa, 570'lerdeki yapınm aksine artık böyle bir şelf gerek de yoktu, çünkü 580'lerden itibaren A varlar ve yönlendirdikleri Slav-k Bıikanlardaki Bizans mülkünün büyük kısmım istila etmişlerdi ve kademe ojeme de ilerliyorlardı.
Bu yap içinde Göktürkler Bizans İmparatoru Heraklius tarafmdan İranlıla-nkır^ Kaikaslann güneyine davet edildiklerinde memnuniyetle karşılık verdi-kr ve o zamanlar adı Albanya olan şimdiki Kuzey Azerbaycan bölgesinde çok föimli bir akın ve yağma mevsimi geçirdiler. Türk-Bizans ortak harekâb ise mklı^ tamamen İranlılarm elindeki Tiflis kentinin kuşatılmasıyla ilgili olmuş-ör 1^, bugünlerin ayrmtılı haberlerini veren Theophanes'de geçen "Hazar de m Türk" ifadesi böyle bir dununa işaret eder^^. Yöneticiler açık şekilde Gök-
lüqgaltepe, Bizâns Kaynaklannda Türkler, s. 80. D®kıp, Hatr Yahudt Tarihi, s. 40.
tuık asılhydı «im ordunun buyuk ölçüde Hazarlardan oluştuğunu «ri, nz* Zataı devletin en batulaki uçbeylığini temsil eden bölgede Kaf^v^ neyme buyuk bir ietüa gerçekleştirecek kadar kalabalık
mmı guçlendirseler de, depremle surlar yıkılmca Türkler rahatça güneye mişler, bütün Albanya'yı yağmaladıktan sonra Tiflis yakınlarında Bizans oh ' suyla buluşmuşlardır. Ortak kuşatma pahalıya malolur ve Türklerin sıcağa 4 yanamadıklanm gören Heraklius, ertesi yıl yine gelmek üzere onlan geri gQ derdi. Bu arada İran'da HüsreVe hoşnutsuzluk arttı ve muhaliflere uyan 0^1 Kubad babasııu öldürerek tahta el koydu. Güneyde bunlar olurken, TürkJerBı zans desteği olmaksmn Tiflis'e aniden saldırdılar ve ele geçirdiler. Yabgu ve şad unvanlı oğlu Albanya ve Gürcistan'ı haftalarca yağmaladılar ve büyük ganimet elde ettiler. Yabgu döndü ve oğlu şad harekâtı sürdürdü. Yerleşip duruma hâ* kim olduktan sonra da İran ve Ermenistan'ı vurmaya başladılar. Bu günlerin hikâyelerini Bizans, Ermeni, Gürcü ve Süryani çok sayıda eserde bulmaktayız ve ayrmtılı çalışmalar yapılmıştır*’.
Yine bugünlerde. Ermeni yazar Sebeos'da bulunan bir habere göre, İran ordusunda bulunup doğuda Göktürklerle savaşmaları beklenen Ermeni birliklen isyan etmiş ve Göktürklerin safına geçmiş, oradan da kuzey yoluyla Kafkaslara getirilip, E>erbent'ten geçirilerek BizanslIlarla buluşturulmuşlardu^. Bu hadise, Göktürklerin kendileri yabana müttefik asker beslemeyip, öte yandan her hrsa-
Duniop, Hmzmt Yâkudı Ttrikt, s. 45.
Özellikle İCalangatb Musa'nın Albanlar Tarihi bu akınlan bazı konularda çok ayrıntılı şekilde betW' 1er ve saidırmnlan istisnasız Hazar adlandırır s. 149-153,161-171. Ayrıca bkz. Theophanes,
Jr, s. 446-449; Nikephoroa, Short History, s. 55-67; daha çok arada kalan Ermenilerin durumunu ir latırken bunlardan haber veren Sebeoa, The Armentan Hıstory, s. 55,66 vd. Zuckerman, "TheKhaiu» and Byzanthım*', özl. s. 403-417, bunu ayrıntılı inceler. Gürcü yıllığı Kartlis Tszoureba daha çok G«ir datan araziatnde olanları anlatır Gürcistan Tarihi, s. 190 vd. Gürcü yıllıklarının Ermenice çe’^^n*»’' de Türk dahli kısa geçer; Thomson, Rewritıng Caucasian History, s. 232.
Ukm güneyde savadan Göktürk ordularının komutanı olan ^da 630 sene-I ı(8kde babasından bir haber geldi. Anayurtta isyan çıktığı belirtiliyordu tf)ndutlar bana baskm yaptı ve sen artık yüzümü göremeyeceksin . Sana tav-^ lir an dahi beklemeden yamndakilerin hepsini mahvetmen ve canını on> İoırtannandır. Çünkü orüar buradaki hadiselerden senden önce haberdar jjgUısi sem yok ederler. O zaman ben de veliahtsız ölürüm"*’. Gerçekten de, il^bulhı Prenses Eudokia, Heraklius'un vaadini gerçekleştirmek üzere Yab-Iin gdın gitmek üzere yola çıkmışken, 631 senesinde onun öldüğünü öğreıür t im yoldan döner
Bundan sonrasmı Çin kaynaklanndan takip etmek mümkün. Doğu'dakiyle ş amanlı olarak Bab Göktürk Devleti de yıkılmış ve kağanlık erki ortadan ütoftır Burada kastedilen Yabgu Kağan, Batı Göktürklerinin hâkimi Tung lıhpi olmalıdır®. Ashnda durumu çok iyi olmasma ve büyük başanlarma rağ-A 630 senesinde amcasınm çıkardığı isyanda öldürüldü**. Mektuptaki ifade jarumun denetimden çıkbğmı ve kamuoyunun amcasını desteklediğini göster-HÜedır Amca Bagatur kendisini kağan ilan etse de, arbk Göktürk erkinin Ha-Affl batısına ulaşmadığını çok iyi biliyoruz. İşte burada başta Hazarlar olmak Bor bağlı boylar ve bunlarm üzerindeki Göktürk asıllı seçkinler için bir geçiş i«mı varsaymamız gerekiyor. Toplamda Hazar devlet yapışırım başlangıçla-al\ -VI yüzyıllar arasmda bölgeye yığılan değişik boylarm oluşturduğu katanlara gider®.
Kahıre'deki bir sinagogun mahzeninde bulunmuş olup, Hazar'dan bir yer-üc Yahudi cemaatinin önderine gönderilmiş olan, abası ve göndereni belirsiz »mektupta, yukanda geçtiği gibi "Hazar memleketinde (o zamanlar) hüküm-ir yoktu" denüir. Ama belÜ bir askeri ve siyasi düzen varmış, çünkü başardı öttden komutan atarlarmış. Ayrıca aynı mektup biraz çelişki içererek idare-hifi olan bir Hazar beyinden zaten bahsediyor. Memlekette olmayan şey sa-
Urnkıdı Motes, Alhtrt Târihi, s. 179. Çin kaynaklarına göre halka kötü davnındı|p için muhalefet ^ «nAHırtmıştı Gıavanncs, Çın Kaynakian, a. 54, 86-87.
d€oe kağanlık gdcnekimne göre tanınmış bir üst idarecidir. Böyle bir y cak 630 aonrasındaki durumla açıklanabilir. Batı Göktürk kağanı yoktur ^ devlet re boylar yenndedir Bir bekleyiş süreci tahmin edebiliriz. Sıkı bir mn okluğu bu uçbeyhğinde, yanı geleceğin Hazar ülkesinde isyan ve parç^^ ma olmamış^ aksine başta Hazar ve Su varlar olarak Türk aslı boylar G6kt^^ idaresiyle butunle^niş gözüküyorlar.
Nitekim aynı isimsiz mektupta belirtilen Yahudilere Ermenistan'da yapj^ baskı da böyle bir zamanlamayı mümkün kılmaktadır. Burada baskıyı yapalı, Hmstıyan olmalıdır, çünkü Yahudiler Müslümaıüara değil, haç ve tasvirlin kutsal sayan Hınsüyanlara putperest derler^. Ermerüstan diye kastedilen bolg(. 1er en son Heraklius çağmda (610-641) Bizans'm elindeydi. 640-653 yıllan arasın-dakı bir süreçte kademeli olarak Müslümanlarca fethedilmiştir'^^. Dahası, uzud suren Iran-Bızans savaşının ilk evresinde İran büyük başarılar kazandığında, Doğu Anadolu, Kuzey Irak ve Filistin'deki Yahudiler İran'ı desteklemişlerdir Devran donup Bizans duruma hâkim olunca da Heraklius bunun intikamını almaya koyulmuştur. Bazı yerlerde, örneğin Urfa'da Yahudiler katliama uğramış, öldürülmeyen Yahudilerin ise sürülmesi veya vaftizi emredilmiştir^.
işte, Hazar'a Doğu Anadolu'da bir yerlerden gelen Yahudilerin bu baskılar sonucu göçtüklerini düşünebiliriz. Mektupta geçen "baskıların dayamlmaz hale gelmesi" ifadesi birkaç yıl bu şekilde yaşadıkları anlamına gelir ki, uzun savaştaki Bizans üstünlüğünü 626'da başlatırsak, en az 629'a kadar yerlerinde kalmış olmahydılar. Ayrıca, yol üzerindeki Albanya'nm Göktürk ordularmın her-cumerdnde olduğu bir dönemde göçü tasavvur etmek zordur. Öte yandan, Bi-zams baskısmdan emin bir yer olan Dağıstan'a ulaştıklarmda ortada devlet bu-lamayışlan da tarihi daha erkene almamızı engeller. Savaşm kızgm günlerinde Göktürklerin müttefikleri Bizanshlara ihanet eden Yahudileri koruyup yanlan* * na aldıklarım düşünmek zor ama 630'daki ricat esnasında veya hemen sonrasm* da, onlann memleketi hakkmda bügi almış olan Yahudilerin, belki Türklerden birilerinin el altmdan öneri ve desteğiyle yola koyulduklarını, en erken olarak da 630'da Dağıstan'a ulaştıklanm düşünebiliriz. Yarü bu göç nihayetinde Göktürk askeri faaliyetleriyle ilgilidir^.
Zuckennan, 'üazariann Museviliğe Geçiş Tarihi Üzerine", s. 72.
gjjfuptt bahsedilen en erken savaşlar için doğu yönünü göaetmek doğ ^ yuslumanlarla savaşlar geç tarihlidir, gerçek manada ancak 652*den ı ^ taklar; Bulgarlar ise 630'lann başlarında daha çok Batı cephesinde meşg ^^rorlar. Göktürk kağanlık tahtım alan kimsenın doğal olarak Itü'm ba bölgede de hak iddia etmesi bekleıür. Ancak buradaki yerli halkla b jijiıi] olan yeğen, en azından öldürülen babasının intikamı noktasında bc ü pnşone sıcak bakmayacaktır. Öte yandan, kağan ve kağanlık merkezi d ^bulunduğundan, kendisini kağan ilan etmesi de siyaseten uygun olma^ alebinl gönneyecektir. Bü yüzden mektupta söylendiği gibi bStriarda V aoljesınde kağan yoktur. Ama Batı Göktürk Devleti'nde işlerin iyi gitmen aieüetm merkeziıün iki yansım oluşturan Tu-lu ve Nu-shi-pi boylannm U ûudelesı ve loşa bir sûre sonra devletin ortadan kalkması Hazar bölg« araseten rahatlatmış, hem de ortada kalan kağaıüık için hak ıddıas ■^ kılınıştır. Nitekim mektuba göre savaşlar ve akabindekı gelişmelere.
geçen Tarkan Kağan'm L-il soyundan olduğu haberi** pek çok bilgı^^çv yönetici uruğunun adı olan Aşına kelimesini hatırlatmışhr. Ckılden'a han değil, kağan Aşına soyundan olmalıdır**.
Eğer "ErmeniCoğrafyasrndaki bilgiler yaymcası olan Hewsen'in bi 636 senesinden öncesine aitse, Hazar Kağanlığı'run kuruluşu için bulma imkAnımız olur. Öte yandan, Hewsen'in dediği gibi eserin uzun her iki nüshasına da sonradan eklemeler yapılmıştır ama bunlar birkaç dışmda 640'lann başmdan önceye gitmez (Mesela aşağıda geçecek olan^ Bulgarlanndan haber en erken 690'a doğru sonraki bir elce ®*^®nmiş ola|,j^ Böylece, 630'da Yabgu'nun öldürülmesinden sonra 10 yıl kadar bir asimda bekleme süresi geçtiğini, doğuyla ilişkiyi tamamen kesen Hazarh türk seçkinlerinin de artık tam bağımsız harekete karar verip, bü)nik ihtinai^ şadı veya ayıu soydan bir başkasmı kağan olarak yükselttiklerini düşünebilin^ Tung Yabgu'nun ölümüyle Hazar'da kalan şadın kağanlık iddiasını aldığı İmdeki Novosel'tsev önerisi ise araya biraz bekleme zamaru koymamız gereit, ğinden çok doğru gözükmüyor*®. Batı Göktürk tahtı için mücadelelerin larihuı, sahibiz ama maalesef bunlarm Hazar'a dokunan tarafları var mı bilmiyoruz
Hazar-Bulgar Savaşları
Hazar-Bulgar mücadelesinin sonuçlarını iyi biliyoruz ama erken safhalarm-dan hiç haberimiz yok. Theophanes ve Nikephoros'ım aktardığı nispeten ayra-tılı habere göre, Karadeniz'in kuzey ve kuzeydoğusunu kapsayan Büyük Bulgar Devleti Kubrat Han'm "aynşmaym!" öğüdünü tutmayan oğullarının münferit olarak Hazarlara direnememesi yüzünden dağıldı. Oğullardan birinin Ajağı Tuna boylarına göçü, diğerinin ise Orta Tuna boylcirmdaki A varlara sığmınas 670'lerin sonuna doğru olduğundan, en azından dağılma aşaımasım 670'lerinot-talanna koyabiliyoruz. Savaşlarin ne kadar sürdüğünü, daha doğrusu nezanut başladığım bilnüyoruz. Hazar ve Bulgarları kardeş olarak niteleyen Süryani yazar Mikail'e İnanan Dunlop, bu iki halkm başlangıçta müttefik olduklarını aöy-er“. Yukarıda geçtiği gibi, 630'larda Büyük Bulgar Devleti Kubrat Han idarean-
Hudüdu'l-AUm, S.122; Şeşen, İslam Coğrafyacılan, s. 70. Mevcut açıklamalann bir değerlendin'** tenkidini Zuckennan yapmıştır "Hazarlarda İkili Yönetiınin Kökeni", s. 482-483. Ancak on® kelimenin 'Aşına' kelimesiyle bağlantısını reddederken Hazar kağanlık soyundaki Göktürk 1®*“' m ardıllığını nasıl reddettiğini açıklaması gerekmektedir. .
Golden, "Hazarlar", s. 17; "Irano-Turldca; The Khazar Sacral Kingship", s. 176.
Novosel'tsev, Hazarskoe gosudarstvo, s.89.
idi ve daha çok Avar merkezli batı işleriyle meşgullerdi Hazarlar iae ^pf^^jgydiler ve Bulgarlar ile savaş isteyecek durumları yoktu Eğer 4^ idaresinde 660'lan gördü ise, istikrarlı donemi daha da uzaUbili-öğüdünde birleşik kalmaları durumunda korkacak bir ^ viteb'^ unası sezilir; "GCubrat) kendilerine her halükarda üstün gelme-labilelerce köleleştirilmemeleri için orUık hayatlarından
tt düşmek için fazla beklemediler. Felaket, yani Hazarların onlan tek da hemen ardmdan geldi. Dolayısıyla, çok kısa sürmeyen ama ö^ da yayılmayan bir Hazar-Bulgar mücadelesi varsaymak en
‘‘"^vor. Bu ise kabaca 665-675 arasına yerleşebilir. Nitekim bu dönemde ^ rUnn Araplarla -geçici- bir banş içinde oldukları gözleniyor, pj^r'ın son kağanı olan Yusuf, Bulgarlarla mücadeleyi bir varoluş mese-olarak verip büyük önem atfediyor. Yukarıda aimtıladığımız şecereden he-^ sonra Bulgarlarla mücadeleye geçiyor: ''Onda, onun günlerinde atalanmm İZ olduğu yazmaktadır. Fakat AUah-u Tekaddes ona güç ve metanet ver-jujör Kendilerinden daha kalabalık ve güçlü halklarla savaşmışlar, ama Tan-niun yardımıyla onlan kovmuş ve ülkelerini almışlardır. Diğerleri kaçmışlar, jjjırda Duna' admdaki büyük nehirden geçmeye zorlayıncaya kadar onlan ta-İjp etmişlerdir. Onlar günümüze kadar 'Duna' nehrinde ve Kuştantiniya yakm-imndı kalmışlar. Hazarlar da onlann ülkesini almıştır"^.
(içuncü cümle başka halklarla başka savaşlarm da olduğımu anlatıyor. Bul-^savaşlarmm önemi, Hazar'm kalbgahı olan bölgenin, yani Don Nehri'nin iı^usunda kalan düzlüklerin Bulgarlardan alınmış olmasındadır. Hazar'm affkez arazisinde kuruluş sürecinin bittiğini müjdeleyen son gelişme, yani son bdeme savaş da bu olabilir. Bu da bizim düşüncemizi doğrular. Öte yandan, Gûkturklerm tam bir asır önce Utigurlan aynı bölgede mahvetmesinin hafıza-iırdaki izleri de bu habere karışmış olabilir. Bununla birlikte, hem Theophanes «e.Nıkephoros'un ortak haberleri, hem de sonraki gelişmeler bütün Bulgar ve Odların göçmediğini, bir kısmımn Hazarlara boyun eğerek yerlerinde kaldık-^ gösteriyor: "Bayan adh en büyük oğul babasmm buyruğuna uygım olarak lagüne kadar ata toprağmda kalmıştır. Kotrag adlı İkincisi Don Nehri'ni geçti ^temcinin karşı tarafma yerleşti"^. Yurdunda kalan Bayan'm ordası büyük bugünkü Karaçay-Balkarlarm atalarmm
yor. Don Nehri'nin öbnir tarafındaki orda ise, gelecek bölümde görülec^f re, Macarlığı ortaya çıkaracaktır. Sonuçta bu iki topluluk da uzun Hazar hâkimiyetine boyun eğmiş oldular. '
Araplarla İlk Temas ve Hunlar
Hazar'ı esas önemli kılan ve kuzeydeki herhangi bir güç olmaktan ni, kaynaklann dikkatine sunan gelişmeler, Araplarla tutuştuklan savaşlar ki de sebeplerin bir ucu buna dayanan Musevîleşme olmuştur. Belki de kemikleşmiş bir siyasi yapıya bürünmesi güneyden gelen tehdit sayesınd* çekleşmiştır. Öte taraftan, Hazar savaşlaruun Emevi hanedanının devamlıij^ da veya İslam'ın yayümasmda da dolayb etkileri olduğu düşünülebilir.
Hazar arazisini Derbent'in hemen kuzeyinden başlatmalıyız. Araplarm h zeyle ilk teması yoklama nevinden gözüküyor. Batı Göktürklerin öS^daküç,,. vaşmda E>erbent'in güneyindeki bütün topraklann terk edildiği ve toparlanaj İranlılann hemen boşalan yerlere el koyduğu anlaşıhyor ki, Azerbaycan'ı feth^ den İslam ordulîuı. Derbent'te Fars vali Şahrbaraz veya Şehriyar'ı bulmuşlardı, 642 senesinde sağlanan temasta Müslüman olma davetine cevap vermeyen Şek. riyar, ilginç şekilde Müslümanlardan siyasi koruma talep etmiş ve çevredekiler, le arasının iyi olmadığım bildimüştir’'’. Çevredeki dağlılann veya Göktürk-Hı-zarlarm tacizlerinden ziyade, Derbent'in hemen kuzeyindeki özerk bir beylik d duğu anlaşüan Kafkasya Hunlarmm onu rahatsız ettiğini düşünmeliyiz. Nite kim Azerbaycan'daki ilk İslam fetihleri sırasmda Alan, Abhaz ve Hazarlara yerli direnişçilere yardım gönderdikleri belirtilir ki,^ bu Hazarlardan Hurlan anlayabiliriz.
Hazar yapılanmasmm önemli bir bileşeni olan Kafkasya Hunlanna da birkaç cümle ile temas etmemiz gerekmektedir. Tam o günlerden bahseden *En«-lü Coğrafyası"na göre. Derbent Geçidi'nin hemen ötesinde, sahil boyuna 'Taunların Krallığı" uzanır. Burada Hun kentleri Varacan, Çungars ve Semendi Tulunur. Ötelerinde ise İtü Nehri'ne kadar Suvarlar yaşamaktadır’^. Dönemır. >irkaç Ermeni ve Bizans yazan bu bölgede 'Maskut' Hunlarmdan bahsederifl i, açık şekilde Massaget kelimesiyle bağlantısı vardır^. Bunlann eskiçağda Ba
Dunlop, HazMr Yahıtdi Tarihi, s. 63-66.
BeUzuıt fatûhu'l-BuUUn,». 283.
Hewr«en, The Geography of Ananias of Sirak, s. 57.
Movonri'taev. Hazarsfcoe goaudarstvo,». 92; Golden, Türk HaVdan, a. 124. Muhtelif kaynaktann
Hâzjrktf' • 351
^'dâ yaşayan Massagetlerle anılması sebepsiz olmasa gerektir ve eski baştan savma örneği olarak görmektense, başka türlü hiçbir açık-böyle bir kuUammm ardmdaki sebebi bulmaya çalışmalıyız^^
kaynaklardaki haberler bu Hunlann Atilla'nın Hunlanndan önce okluğunu gösteriyor. "Albanlar Tarihi''ndc geçen şüphe etmememiz
^ haberde, bu Maskut Hunlannm 340'larda büyük bir orduyla Erme-jaldırdıklan belirtilir^. Bu saldın, ufak bir tarih tashihiyle Agathange^ ^ hıbcr verdiği. Ermeni Kralı III. Trdat (287-330)'m savuşturduğu saldın ile Ama Hunlan veya Hun ismi atfedilen Orta Asya veya Türk kö-ye benzeri topluluklan güneye gelmeye kışkırtanlar da yme Ermenıler güneylilerdi. Mesela mezkûr Trdat'm halefi III. Hüsrev (330-339), Gur-^ ^hânlardan aldığı destekle İranlılara ayaklanıyor, yardım için de Derbent ^ açıp bu Hunlan çağınyordu’^.
Ortadoğu'ya 395 senesindeki büyük Hun akını iyi biliniyor ve tarihçilikte ^ işlenmiştir. 440'larda da Hunlann Kafkaslarm güneyine sarktıklannın ha-^ var Bunlar AtUla'nm Bizans'ı baskıda tutma siyasetinin doğu ucunu aiufturuyor gözükmekte. Albanya'ya yapılan böyle bir baskm yerli halk için bü-^ayiatla sona eriyor ama alandaki Hun ordulannm komutanı da Hıristiyan-ijıgeçyor. Buna kızan Hun hükümdan, açıkça Atilla, o ve aym şeyi yapan ar-ludışiınıun işkenceyle öldürülmelerini emrediyor^. Fakat Atilla veya Kafkas-ınn kuzeyindeki valileri İran'a isyan eden Ermerüleri desteklemekten, hatta üşkutmaktan geri kalmıyorlar ve 451-452 senesindeki büyük Ermeni isyanına tetun güçleriyle katılarak İran'a büyük zarar veriyorlar. Bunların ayrıntılı ha-Wcn Ehşe Vardapet (410-475)'in "Vartan Tarihi" adlı eserinde anlatılır^. Hat-I o yıllar batıda meşgul olmasaydı, Atilla'mn bizzat hedefinin İran olduğunu »eleyebiliriz ki, Galya ve ardmdan gelen intikam amaçh İtalya seferleri bunu Sîoktınnişe benziyor. Lâkin İtalya seferinden kısa bir süre sonra İran hazırlığm-iken hayatını kaybetmiştir*.
Bunlan ne ölçüde Hazar tarihi ile ilişkilendireceğimiz tartışılır ama sonuçta Uların ilk dönemlerinde Kafkaslarm güneyi ile ilişkileri Hazar Devleti adı
nj yûriittn özerk Hun topluluğunun kökleri, ister Massaget asıllı, isterj^ Hunlaruı kalınblan olsunlar, işte bu halka dayanmaktadır*’. Dolayısıy^^%( sonra Arap hâkimiyetindeki Albanlann tarihinde Hazar hâkimiyetim ^ Hunlann önde gözükmesi boşuna değildir, çünkü ilk Arap saldmUrmm tısuu atlattıktan sonraki cevabi Hım-Hazar akınlan doğrudan hedef olan ya arazisini ve buradaki halklan etkilemiştir.
Derbenfte (Arap kaynaklarmda artık 'Bâb'ül-Ebvâb') yerleşen ve etraf t. kında bilgi alan İslam ordularmm bölge komutanlarmdan Abdurrahniân 4,, Rabia el-BahiK, Derbent'in hemen kuzeyinde bulunan Belencerüzerine yan^ meye karar verir. Bu seferin gerçekliği tartışılırama sonuçta ilk temasın bu ferle sağlandığı anlaşılıyor ve Hazarlann devletsizlik döneminin hazırlıksnij, anlamına da gelmesi doğaldır. Müslümanlar (fazla) kayıp vermeden bu ilk afa. nı gerçekleştirir ve Derbent'e dönerler. Daha sonraki tartışılmayan haberler bu ilk saldırının cesaretlendirici bir başarıyla sona erdiğini gösteriyor ki, Kûfevalj. liğine atanan Velid bin Ukbe Hazar meselesiyle yakından ilgilenmiş ve bizat katıldığı bir seferle işe başlamıştır. Ancak halifenin emri üzerine kuvvetlerini Bizans cephesine kaydırması sebebiyle Hazar'a ulaşan bir faaliyeti vaki olmamı}, fakat onun emriyle Hazar'a yıllık alanlar sürmüştür
İlk dönemin en önemli savaşı Belencer'de olmuştur. Hz. Osman'ın tehlike ye girmemesi uyanlarma rağmen Abdurrahman ibn Rabia 652 senesinde Belen-cer'i kuşattı. Müstahkem bir yer olan şehrin iyi bir savunma verdiği ve Hazarlann da hazırlıkh olduğu anlaşılıyor ki, sur önlerine hırpalanan Araplar, aniden yardıma gelen Hazar atlılan taralından bozguna uğratılmış, 4000 kadar şehit ve rilmiştir. Abdurrahman da ölenler arasındaydı*
İlk Arap saldınlarmı Derbent'in kuzeyindeki devletsizlik tetiklemiş gözük-üğü gibi, Hazarlann toparlanmasmm ardmdan güneye ilk saldınlannı da Hz Ji döneminde Müslümanlann içinde bulunduğu tefrika teşvik etmiş görünü-or. 652 savaşmın ardından uzım zaman güneyi gözetleyen Hazarlar, 661-
Daha aynntıJı incelemeler Artamonov, Hazar Tarihi, s. 243-256; Cîolden, Türk Halkları, s. 123-125;fk ttr Çalışmaları, s. 107-1 Il'de bulunabilir.
Ju makalenin ebadı Hazar kentlerinin aynnblı incelenmesine izin vermiyor. Bunu Romışovı» mştır. Belenceriçin bkz. "İstoriçeskaya (jeografiya Hazarskogo Kağana ta (V-XIII w)(Çıst4i5l’ 186-191. Ayr. bkz. NovoseTtaev, Hazarskoe gosudarshfo, s.123-125; Golden, Hazar Çalifmakn,s.lfk 57.
ünlop, Hazar Yahudi Tarihi, a. 66-67. unlop, Hazar Yahudi Tarihi, s. 67-68.
îllzurf, Fütûh'al Buldân, a. 291-292, ve Halife b. Hayyat, Tarih, s. 208, buradaki komutanı
Hazmtİmt • Î53 replika telefon sundu yarın kaldıgımız yerden devam edeceyiz replika telefonlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder