replika telefonlar,dan islam bilgisi3

 replika telefonlar

replika telefonlar,dan islam bilgisi3 bugün sizler icin replika telefonlar güzel islam bilgilerini sizlere sunmaya devam ediyor replika telefonlar diyorki
İSLÂMİYET VE AİLE HAYATIMIZ Dinimiz ve Kadın
Dinimiz, kadını en yüksek dereceye çıkarmıştır. İslâmi-yetin kadına verdiği kıymeti, hiçbir din, hiçbir düşünce vermemiştir. Evli kadına, kocası her şeyi getirmeye ve ayrı bir ev tutmaya mecburdur. Kızın, babası evinde her nesi varsa, kocasının bunları alması lâzımdır. Kocası kadına bakamlya-cak kadar fakir ise veya zengin olduğu halde ihtiyaçlarını almıyorsa, piyasa kıymetine göre kadının ihtiyacını mahkeme tayin ederek, yakın akrabasının bu parayı kadına borç vermesini emreder. Erkeğin satılacak malı yoksa,
çalıştırarak bu borçları erkeğe ödetir.O halde, İslâm kadını geçim derdinden, düşüncesinden muaf tutulmuştur. O, çalışarak, didinerek para kazanmaya mecbur değildir. Her şey onun ayağına gelecektir. İslâm Dini ona bu kıymeti vermiştir. Fakat kadının İslâmiyeti, ya’nî din bilgilerini, îmânını, farzları, ibâdetleri, haramları öğrenmesi farzdır. Allahü teâlânın kesin emridir. Babasının veya kocasının, ona bu ilimleri öğretmesi lâzım olur, öğretmezlerse büyük günaha girerler. Kadının gidip dışardan öğrenmesi lâzım olur.
Müslüman kadını ticaret, fen, sanat ve ziraat ile uğraşmaya mecbur değil ise de, bunlarla meşgûl olması, para kazanması yasak ve günah değildir. Yalnız bunlarla meşgûl olurken ve ilim öğrenirken, yabancı erkekler arasına girmemesi, onlara açık görünmemesi, haramlardan sakınması lâzımdır. Diğer tepsilerde Cennet yemekleri vardır. Onlar ile de eshâbına ziyafet versin!Resûl-i ekrem efendimiz bu müjdeyi işitince, yine şükür secdesi yaptı. Nihayet dörtyüz akçe mehir ile nikâh yapıldı. Haberciler Hazret-i Fâtıma’ya müjde götürdüler. Fâtıma-tüz-Zehrâ râzı olmadı. Hemen Cebrâil aleyhisselâm gelip buyurdu:
Yâ Resûlallah! Allahü teâlâ buyuruyor ki, Fâtıma dörtyüz akçaya râzı olmuyorsa, dörtbin akça olsun!
Hazret-i Fâtıma’ya bunu haber verdiler. Yine râzı olmadı. Cebrâil aleyhisselâm yine geldi. Dörtbin altın emir olunduğunu haber verdi. Hazret-i Fâtıma dörtbin altına da râzı olmadı. Resûlullah Efendimiz, kızının yanına vardı, esas maksadının ne olduğunu sordu. Hazret-i Fâtıma dedi ki:
Babacığım, kıyâmet günü mü’minlerin günahkârlarından ne kadar kimseye şefaat edersen, ben de o kadar hanımlara şefaat etmek istiyorum, muradım budur.
Resûlullah Efendimiz kızının isteğini Cebrâil aleyhisse-lâma bildirdi. Cebrâil aleyhisselâm Hak teâlânm, Hazret-i Fâtıma’nın arzusunu kabul ettiğini, onun da hesap günü ayrıca şefaat edeceğini bildirdiğini söyledi. Resûl-i Ekrem Efendimiz, Hazret-i Fâtıma’ya arzusunun kabul olduğunu müjdeledi. Fâtıma-tüz-Z«hra da dedi ki:
Ey babacığım! Senin âhirette şefaat edeceğine Kur*-ân-ı kerîmde âyetler delildir. Benim şefaat edeceğime delil nedir?
Cebrâil aleyhisselâm, beyaz bir ipek getirdi. Bunun üzerinde (Kıyamet günü günahkâr müzmin kadınlara Fâtıma kulumu şefaatçi tayin ettim. Bu hüccet elinde bakî kalsın)
Resûlullah Efendimiz o yazıyı Hazret-i Fâtıma’ya getirdi. Bu senedi görünce nikâha râzı oldu.
Süt Kardeşlik
Süt ile akraba, kardeş olmak demektir. Dinimizde insanlar arasında üç çeşit akrabalık bildirilmiştir. Bunlar; kan ile olan (nesepten, soydan) akrabalık, sıhriyet ile (evlenmek ile) olan akrabalık ve süt ile (yabancı bir kadmm sütünü emmek ile) olan akrabalıktır.
Süt kardeşlik ve süte bağlı akrabalık, bir çocuğun yabancı bir kadının sütünü emmesiyle meydana gelir. Süt emme şekilleri, miktarı ve emen, çocuğun yaşı, dört hak mezhepte değişik olarak bildirilmiştir. Hanefi mezhebine göre ikibuçuk yaşından sonra emen, süt çocuğu olmaz.
Bir çocuk, yabancı bir veya birkaç kadından süt emince, bu kadınlar çocuğun “süt annesi**, kadının öz erkek kardeşi çocuğun “süt dayısı**, bu kadına, bu sütün gelmesine sebep olan kocası da “süt babası** olur. Bu adamın, öz erkek kardeşi de “süt amcası** olur. Çocuğun süt emdiği kadının bütün çocukları, bunun “süt kardeşi** olurlar.
Allahü teâlâ, Kur*ân-ı kerîmde. Nisa sûresi 23. âyet-i kerîmesinde meâlen buyuruyor ki:
Vaktiyle sizi emzirmiş olan “süt** analannız ile evlenmeniz, “kendi analannız gibi** size haram kılınmıştır). Peygamber Efendimiz de bir hadîs-i şerîflerinde, (Süt emmek, doğumun “nesebin, soyun** haram kıldığı herşeyi haram kılar) buyurmuştur. Dinimizde süt emerek meydana gelen akrabalık da, nesep (soy) ile olan akrabalık gibi evliliğe, ebedi olarak engeldir. Süt akrabalar birbirleriyle evlenemezler.
Aile Hayatı
Nikâhlanıp evlenerek bir araya gelen erkek ve kadın ile çocuklarından meydana gelen en küçük topluluğa “Aile** denir. İnsanlar, devamlı olarak beraber yaşamak mecburiyetindedirler. Beraberlikten doğan topluluğun en küçüğü ailedir. Bu topluluk içine kandan, sütten ve evlilikten doğan akrabalar da katılınca aile çevresi genişler.
Ailenin asıl gayesi, neslin devamı olan çocuklardır. İnsanın öldükten sonra, iyilikle anılması ve sevabının kesilmemesi, üç şeye bağlıdır. Bunlar, herkese faydalı olan bir eser yapmak, faydalı bir ilim hâzinesi olan kitap yazmak ve hayırlı evlat yetiştirmektir. O halde çocuğun, ilim ve ahlâkta, herkese örnek olabilecek bir şekilde yetiştirilmesi lâzımdır. Bu, anne ve babanın ortak görevidir. Anne çocuğunu, emzirip büyüttüğü gibi, ona iyi huyları da telkin etmelidir. Baba, çocuğun yiyecek, giyecek ve ev gibi nafakasını temin ettiği gibi, onun ilim ve sanat sahibi olmasını ve güzel ahlâk ile yetiştirilmesini sağlamalıdır. Çocuklara İslâm bilgilerini, îmânı ve ibâdetleri, farzları ve haramları, abdest, gusül ve namazı muhakkak öğretmelidir. Kötü arkadaşlardan korumalıdır. Bütün fenalıkların başı, kötü arkadaştır. Hadîs-i şerifte (In-sanan dini, arkadaşının dini gibi olur) buyuruldu. Çocuklarına, din ve ahlâk bilgilerini öğretmeyen ve onları sanat sahibi yapmayan anne-babalar, hem dünyada, hem de ahirette sıkıntı çekerler, azap görürler.
Çocuklar, anne ve babalarına hürmette, saygı göstermekte kusur etmemelidirler. Günah olmayan emirlerine itaat edip yerine getirmelidirler. Anne-baba, gayr-i müslim olsalar bile kalblerini incitmemelidir. Yanında kalmadıkları zaman, ziyaretlerine gitmeli ve muhtaç iseler ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Çocuklarını, nice zorluklar içinde büyütüp, onlar için her sıkıntıya katlanan anne ve baba, hürmete, saygıya en çok lâyık olan kimselerdir. Bunun için Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde (Onlara öf bile demeyiniz!) buyuruyor.
Aile saadeti için, kadın ve erkeğin birbirlerine karşı anlayışlı ve hoşgörü sahibi olmaları şarttır. Karşılıklı saygıda kusur etmeyen ve birbirlerine karşı görevlerini yerine getiren eşler, aile yuvasının huzurunu ve mutluluğunu sağlamış olurlar. Ailede disiplini ve düzeni baba sağlar. Onun en büyük yardımcısı annedir. Baba, adaletli ve merhametli davranırsa, aile huzuru devamlı olur.Vücudunun, kanının tamamen temiz olmasını istiyorum. Allahü teâlâ bize bir çocuk verirse salih, iyi olmasına çalışıyorum, dedi. Kırk gün olunca, hanımının yanma varıp, zifâfa girdi. Mübârek, lokmalarında bu kadar ihtiyatlı olunca, Allahü teâlâ, ona Abdullah gibi bir oğul verdi. Bunun evlâdı olan Abdullah bin Mübârek hazretleri, zamanında dört şeyde dünyada eşsizdi. Birincisi, bütün dünyada onun gibi bir âlim yoktu. İkincisi, yumuşak huylu olması eşsizdi. Üçüncüsü; şecaati, yiğitliği ve dördüncüsü de cömertliğiydi.
Hazret-i Fâtıma’nın Çeyizi
Sevgili Peygamberimiz kızı Fâtıma’nm evlenme çağma girdiğini müşahede etti. Eğer annesi hayatta olsa idi, şimdi çeyizini hazırlardı, diye düşünürken, Cebrâil aleyhisselâm gelip dedi ki:
Yâ Resûlallah! Hak teâlâ hazretleri sana selâm ediyor. Hiç merak etmesin. Kızı Fâtıma’nın bütün ihtiyaçlarını, elbiselerini Cennetten temin edip, yakında müzmin ve sadık bir kulumla evlendireceğim, buyurdu.
Resûlullah Efendimiz, bu sözleri duyunca şükür secdesi yaptı. Cebrâil aleyhisselâm geri döndü. Elinde bohça ile örtülü bir altın tepsi ve yanmda bin melek vardı. Arkasmdan Mikâil, tsrâfıl ve Azrâil aleyhimüsselâm, üzeri bohça ile örtülü bir altın tepsi ve ta’zim için her biri bin melek ile geldi. Peygamber Efendimiz bunları görünce buyurdu ki:
Ey kardeşim Cebrâil! Hak teâlânın emri nedir? Bu altın tepsiler nelerdir?
Cebrâil aleyhisselâm cevap verdi:
Ey Allahın Resûlü! Allahü teâlâ sana selâm ediyor. Ben Habibimin kızı Fâtıma*yı, Ali’ye verdim. Arş-ı A’zam-da nikâh ettim. Habibim de Esbabı arasında nikâh etsin. Tepsilerin birinde Cennet elbiseleri vardır. Replika telefonlardan arkadaslar bugünlük bukadar sizlere yarın aksam kaldıgımız yerden yazılarımıza devam edecegiz.






replika telefonlar, replika telefon, replika, replika samsung,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder