Sayfalar
- Ana Sayfa
- Replika Telefonlar
- Kore Mali Telefonlar
- Lcd Ekran Tamiri
- Tablet Ekran Tamiri
- reklam panosu fiyatlari
- Cep Telefonu Fiyatlari
- Cep Telefonu Modelleri
- Seo Çalişması
- Seo Fiyatlari
- Spot Telefon
- Spot Samsung
- Spot İphone
- replika samsung s4
- replika samsung s5
- replika samsung note 3
- replika samsung note 4
- birebir ürünler
- replika telefon
- replika telefon ve google link
- ucuz canta modelleri ve fiyatlari
- ikinci el satilik cep telefonlari
- cep telefonu dokunmatik ekran tamiri fiyati
- Samsung İphone Cep Telefonu Kelimeleri
- Replika Telefon > Modelleri, Siteleri, Fiyatlari
- Replika İphone 8 Plus
- Replika Samsung S8 Edge > Cep Telefonu, Fiyatlari
- Replika İphone 7 Kore Cep Telefonu Fiyati
- Replika İphone 7 plus Kore Cep Telefonu
replika telefonlar ve varlık hiclik65
replika telefonlar ve varlık hiclik65 bugün yine sizler icin replika telefonlar yazılarını yazdı ve replika telefonlar diyokri deyimler de onun bzgıılhijhuıe yeterince işaret ederler Aı/ıif,;,,, d istila ettiği, sizi titrelllğl söylenir. Açlığı ifade etmek içm nıldığını düşünebilir miyiz? İnsanı “istila eden” bir açhk le bir ifade, ancak boşluğun izlenimlerini anlatmak gerek!mk ^,ı Ama tersine, en zayıf arzu bile istila edicidir. Arzuyu, açlık gıi;ıi,-i',î de tutmak ve arzuyu, yani konuşlandıncı-olmayan bilincin lark'.ıztic;., lamasını tıpkı fon-bedenin bir imi gibi muhafaza ederek baçhy'.yd^ mümkün değildir. Arzu arzuya rıza göstermektir. Ağırlaşan ve uykuyla kıyaslanabilen bir bitkinliğe doğru kayar. Zaten herkes ce görünmesini başkasında gözlemlemiştir; arzu eden insan bırdeniiırtj ren ağır bir dinginliğe bürünür; gözleri sabitleşir ve yan kapah/rn)',;:': davranışlarına ağır ve hamurumsu bir yumuşaklık hakimdir, uyuyonj^ Ve “arzuya karşı mücadele” edildiğinde, bu mücadele tam da bıikınüid renmedir. Direnme başarılı olursa, arzu da kaybolmadan önce tirnıtıV tümüyle açık, açlığa benzer bir hale gelir; ve sonra bir “uyanış'ok; raklaştığı ama başın ağırlaşıp yüreğin çarpmakla olduğu hissedilir. E!» bu betimlemeler uygun betimlemeler değil; daha çok arzuyu yonımkm za işaret ediyorlar. Ama yine de arzunun ilk olgusunu gösiermekıeler zunun içinde olgusallığını bir başka düzlemde varetmeyi seçer. Anıl» maz, bir başka bedeni -yani bir başka olumsallığı- arzu edilir obl’ kendi olumsallığına eklenmeye çalışır. Bu anlamda, arzu yalnızcabajla deninin açığa çıkması değil, benim kendi bedenimin açınlanmasıdıt bedenim alet ya da bakış açısı olduğu ölçüde değil, ama salı olumsallığımın zorunluluğunun sıradan olumsal formu olduğuölçıli' Derimi, kaslarımı, nefesimi hisst’deıim ve heyecan ya da açlıkta ol# şeylere doğru
HliiK- kendim bedene terk eder, beden olmak. y:,lnı,ca beden olmak ister Arzu-l.ıv.ın lx'den, kendi-içinin kendi mumknn olanlarına do/»rıı kaçlığı olumsallıktan ıKıreı olat.ık yerde, aynı zamanda kendi-ıçınin en dolaysız mümkün olanı hali-ııf gelir; .uzu, yalnızca başkasının bedenine duyulan aıztı delildir; aynı bir edimin birliği içinde, beden içine gömülmenin konuşlandıncı-olmayan olarak yaşanan projesidir; nitekim arzunun en son kertesi, bedene boyun eğmenin son ker-icsıoLırak kendinden geçmek olabilir. İşte bu anlamda, arzunun bir bedenin bir haşkak’dene duyduğu arzu olduğunu söylemek mümkündür Bu aslında başka-.qnm k'denine do^ru bir açlıktır ve kendi-içinin kendi bedeni karşısındaki baş-dönmesi olarak yaşanır: arzulayan varlık, kendini beden kılan bilinçtir,
.Ama arzunun, ufuktaki bilinçle birlikte bir durum içindeki organik bütünlük olarak kavranan başkasının bedenini kendine tabı kılmak için, ona sahip olmak için kendini beden kılan bilinç olduğu doğruysa, arzunun anlamı nedir, yani; bilinç neden kendisini beden kılar -ya da nafile yere kılmaya çabalar- ve arzusunun nesnesinden ne bekler? Arzunun içinde, başkasının tenini sahiplenmek için kşkusm mevcudiyetinde kendimi ten kıldığım düşünülecek olursa, bu soruya cevap vermek kolaydır. Bu, yalnızca omuzları ya da gögsü kavramanın ya da bir bedeni kendime çekmenin söz konusu olmadığı anlamına gelir: bunları aşnea, bılmcı mayalandıran beden vasıtasıyla, o özel alet vasıtasıyla kavramak gerekir. Bu anlamda, o omuzları kavradığımda, bedenimin yalnızca omuzlara dokunmak için bir alet olmadığı, başkasının omuzlarının benim açımdan olgusallıgımın bû-rülejra bir açınianışı olarak, yani ten olarak bedenimi keşfetmenin bir aracı oldu^ söylenebilir, Böylece arzu, bir bedeni kendine mal etme, ona sahip olma riisudur ve bedenimi ten olarak bana açmladıgı ölçüde böyledir. Ama kendime mal etmek istediğim bu bedene ten [chaiıi* alarak sahip olmak isterim. Oy-8bu beden, önce benim için var değildir; başkasının bedeni, edim halindeki <Bieııkform olarak belirir; daha önce gördük, başkasının bedeni salt ten olarak, pnıbaşbburadöfeilerle dışsallık ilişkileri içinde yalıtılmış nesne kimliğiyle algı-ımaz. Başkasının bedeni, kökensel olarak bir duııım içindeki bedendir; bu-tersine ten, mevcudiyetin salt olumsallığı olarak belirir. Ten, genelde görün-Eı’olarak da çevrilebilir -çn
vareimek için bir girişimdir; başkasının bedeninde üe bû%,^ tion] girişimidir. Okşamalar işle bu bağlamda başkasının bedenmiş dir; eğer okşamalar dokunmalardan, sürtünmelerden ibaret olsalar(j| malar ve yatıştırmak iddiasında oldukları güçlü arzu arasında im mazdı; bakışlar gibi yüzeyde kalırlar ve başkasını hana mal rinin teması" denilen o pek ünlü deyimin ne kadar yanıltıcı görün;jij, Okşama, sıradan temas olmak istemez: göründüğü kadanyla onu ya^ bir temasa indirgeyebilir, o zaman da gerçek anlamını kaybeder. Çûı,i(|j sıradan dokunuş değildir; okşama, biçimlendirmedir. Başkasını okşar](ç yan parmaklanmın altında onun tenini hayata geçiririm. Okşama,ba^U kemiğe bürünmesini sağlayan törenler bütünüdür. Ama “başkası zaten bürünmüş değil miydi?” denebilir. Elbette değildi. Başkasının tenibelinj çimde benim için varolmamaktaydı, çünkü ben başkasının bedeniniIj içinde kavnyordum; keza bu ten başkası için de varolmamaktaydı. kası kendi imkânlarına doğru ve nesneye doğru bu teni aşmaklaydı, hem benim için hem de başkasının ta kendisi için, başkasmıieno'taı geçirir. Ve ten derken, bedenin altderi, bağlayıcı doku ya da özelıldca bi bir parçasını düşünmüyoruz; her ne kadar tenini bu biçimdedakij yor olsa da, ille “dingin durumdaki” ya da yatışmış beden de söz k dir. Ama okşama, bedeni eyleminden soymak suretiyle, bedeni imkânlardan ayırmak suretiyle teni açığa çıkarır; edimin alımdan,beda atalet sürecini -yani, salt “orada-varlık”ı- keşfetmek için yapılır; smın elini alıp onu okşarken, tutma edimi içinde bu elin öncctutulabılö ve kemik bütünü olduğunu keşfederim; ve aynı biçimde, zün bacakları olan o sıçramanın altında kalçalann yuvarlak bûıûnlû^^ tiğinde, onları okşamaktadır. Böylece okşama asla arzudan ayTitiç# riyle okşamak ya da arzulamak bir ve aynı şeydir; arzu tirir, tıpkı düşüncenin de dil aracılığıyla kendini ifade ettiği kasının tenini bana ve başkasına tastamam ten olarak göstenr.Aı®^ derece özel bir biçimde gösterir; başkasını
böyle değildir. Okşamada, başkasını okşayan eylem halindeki v-nn-nk form olarak benim bedenim değildir: benim tenden bedenim başkasının lenm, bayaia geçini. Okşama, benim bedenimin kendi edilginligi ile bu tene dokunmak ıçm kendini ten kılmasıdır, yani başkasının tenini okşamaktan çok kendim onda okşaması olarak, dokunulan edilgınlik olarak başkasının bedenim, başkasında ve benım-kendimde zevk aracılığıyla hayata geçirmek için yapılır, bu nedenledir kı setTşme eyleminde neredeyse hesaplanmış denilebilecek bir kendinden geçmişlik (langueurl vardır: başkasının bedeninin bir bölümünü almaktan çok kendi bedenini başkasının bedenine taşımak söz konusudur. Başkasının bedenim, etkin yönde, itmekten ya da ona dokunmaktan çok, ona yaslanmak söz konusudur. Sanki cansız bir nesneymişçesine taşıdığım kolumu, arzuladığım kadının belineyas/amışımdır; sanki onun kollarında dolaştırdığım parmaklanm, elimin ucunda cansızdırlar. Böylece başkasının teninin açığa çıkışı benim kendi tenim aracılığıyla olur; arzuda ve onu dile getiren okşamada, başkasının ete kemiğe bürünmesini gerçekleştirmek üzere ete kemiğe bürünürüm; ve okşama, başkasının cisimleşmesini gerçekleştirmek suretiyle benim kendi cisimleşmemi, ete kemiğe bürünmemi bana keşfettirir; yani başkasını, kendi tenini kendi-için ve benim için gerçekleştirmeye sürüklemek üzere kendimi ten kılanm ve okşamalarım tenimi benim için hayata geçirdikleri ölçüde, tenim de başkası için onu tende hayata geçim ten olur; başkasını kendi kendisini ten olarak hissetmeye zorlamak için, kendi teni aracılığıyla ona kendi tenimi tattırınm. Ve böylece, sahip olma gerçekten de kurşılıhlı çifte ete kemiğe bürünme olarak belirir. Nitekim arzuda, başkasının ete kemiğe bürünmesini gerçekleştirmek üzere bilincin ete kemiğe bürünme girişimi vardır (biraz önce bilincin kabarması, allak bullak olmuş bilinç, vb. olarak adlandırdığımız şey budur).
Genye arzuyu motive eden şeyin ne olduğunu, ya da dilerseniz arzunun anlamını belirlemek kalıyor. Çünkü burada giriştiğimiz betimlemeler dikkatle izlenmişse çoktan anlaşılmış olması gerekir ki, kendi-için açısından “varlık”, kendi varlık tarzını oradaki-varlığının mutlak bir olumsallık fonu üzerinde seçmektir. Dolayısıyla arzu hiçbir zaman ısının ateşe yaklaştırdığım demir parçasına geldiği çbı bilince gelmez. Bilinç kendini arzu olarak seçer. Bunun için elbette bir sâiki Dİmasıgerekir: herhangi birini, herhangi bir zamanda arzulamam. Ama bu kita-lııııBınnciKısmı’nda gösterdiğimiz üzere, sâik geçmişten itibaren uyandırılıyor Hınç onun üzerine dönerek, bu sâike ağırlığını ve anlamını kazandırıyordu.replika telefonlar sundu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder