birebir ürünler ve psikoloji bilgisi11

 birebir ürünler


birebir ürünler ve psikoloji bilgisi11 evet arkadaslar sizlere bugnde birebir ürünler  yazılarını sizlere sunuyor ve birebir ürünler diyorki
Tulvıng (1972, 1983, 1986, 1989a, 1989b, 1993) belleği iki tipe göre sınıfa ^ınr Epısodik ve anlamsal. Tulving’in sınıflandırması önemlidir. O zama-kadar tek bir bellek durumunun uzun-süreli bellekte var olduğu öne suru-1, Tulving yöneldiği araştırmalar ve teorik gelişimin bir sonucu olarak yieğı ikiye ayırmıştır.
Episodik bellek “kişilerin geçmişte olanları hatırlamalarını sağlayan bir Iğrobılış bellek sistemidir” (Tulving, 1993, s.67). Bu nedenle belirli bir dene-pBc ilişkin anılar (örneğin okyanusu görme, ilk defa öpüşme. San Francıs-v’da lyı bir Çin restoranına gitme gibi) episodik bellek olaylarını oluşturur.
İl olaylar genellikle “otobiyografik referans” aracılığıyla depolanır. Epısodik Wlck değişime ve kayba karşı hassastır fakat geçmişteki olayları (örn., kışılc-iveya yerleri) tanımanın temelini oluşturur. Bu anılar özellikle anlamsal bel-14te saklanan diğer bilgiye yüklediğimiz formel yapının çoğundan yoksundur.
Anlamsal bellek sözcüklerin, kavramların, kuralların ve soyut düşuncele-İB belleğidir ve dilin kullanımı için gereklidir. Tulvıng’ın ifadesiyle:
Anlamsal bellek bir kişinin sahip olduğu zihinsel kavramlar dizinidir. Bu bvramlar düzenlenmiş bilgilerden oluşur. Sözcükler ve diğer semboller, onların anlam ve ima ettikleri, onlar arasındaki ilişkiler ve kurallar, formüller, algorıtimler (algorithms) hakkındadır. Kişi sahip olduğu bu kavram, sembol, kural ve ilişkilerle onları manıpule edebilir. Anlamsal bellek uyarımların algılanabilir özelliklerini kaydetmez, daha ziyade, alınan sinyallerin bilişsel karşılıklarını kaydeder (p. 217).
^ Mûw sözcüğünü kullanırken, muhtemelen, belleğimizdeki içinde bu sözcü-|kı geçtiği özel bir olayı işaret etmeyiz, sözcüğün genel anlamına işaret ede-İ> Günlük yaşamımızda konuşurken, problem çözerken, bir kitap okurken anlamsal bellekten bilgiyi geriye getiririz. Ayrı bilgileri hızlı ve haşarılı if|ekıkie işleme kapasitemizin nedeni, yüksek düzeyde etkili olan gen getır*« fcaırtu ve anlamsal bellekte
vt cpıtadık bellek sadece ıvenk oUrak de^ıl aynı zamanda unut-karfi iıif«rfdtkİen dayanıklılık bakımından da birbirlerinden ayrılır Eyatüdâ brilckttkı hUı. yeni bilgi geldiği surece hırla kayK^lur Geriye ge-tmne Meçinin kendifi epıscxJık belleğe bilgi akışının bir parkasıdır. Omcğın urdcn M ık Vu v^ipmanız istendiğinde (anlamsal bellekteki bilgiyi yağırma-vt iperektınr) veya kahvaltıda ne yediğinizi (epıssxJık bellekteki bilgiyi mayı gerektim) hatıriamanız istendiğinde, ilk olarak cpıs(xJık bellekteki geriye fetımıe sorubnna (“olaylar” gibi) girmeniz gerekir. Aynı zamanda M ile Vu çarptığınızda veya kahvaltıda ne yediğinizi hatırladığınızda Kı bilgilen epıs<xiık bellekte kaydedebilirsiniz. Epısodık bellek sürekli olarak çalışır ve bunun sonucu olarak değişir. Anlamsal bellek ise daha az sıklıkla aktıve olur ve zaman içerisinde oldukça sabit kalır.
Tulvıng’ın bellek sistemleri hakkındakı hipotezi geleneksel bilgi işleme m(xlcllerıne karşı bir meydan okumadır. “Kaç bellek sistemi vardır.^” (1985a) başlıklı yazısında belleğin, her birisi farklı amaçlan olan ve farklı prensiplerle işleyen bir dizi sistemden oluştuğunu anlatır. Ru sistem ve prensiplerin birleşimi bellek olarak adlandırdığımız şeyi oluşturur. Şimdi bu iddialı hipotezi ayrıntılarıyla ele alalım.
Tek Bellek Sistemi mi Çoklu Bellek Sistemleri mi? Bu bölümde gördüğümüz gibi, bellek alanındaki gözlemlerimizi açıklamada gerekli olan bellek sistemlerinin sayısı değişebilir. Tulving çoklu bellek sistemleri olduğunu düşünmemizi sağlayan beş neden ileri sürer.
1.Şimdiye kadar belleğin bir bütün olduğuna dair çok önemli genellemeler yapılamamıştır.
2.Belleğin uzun bir evrimsel tarih boyunca geliştiği ve bu gelişimin her donemde aynı hızda olmadığına inanılır. Doğal bir fenomen olarak insan belleğinin de aynı evrimsel değişkenliği yansıttığı düşünülür.
3.Beynin işleyişiyle ilgili araştırmalar, farklı tipteki çevresel uyarımlar için farklı beyin mekanizmaları olduğunu gösterir.
4.Zihinsel işlemler konusundaki varsayımlarımızın çoğu yanlıştır ve yerini daha lyı teorilere bırakacaktır.
5.Problemli lenslerinize uyum sağlama ve yakın bir arkadaşınızın cenazesini hatırlama gibi esaslı şekilde farklı öğrenme ve bellek süreçlerinin varlığı, tek ve bütün bir bellek teorisi anlayışıyla bağdaşma: (1985a, s. 197).
Tulving e göre insan dediğimiz varlığın karmaşıklığını ve uyum sağlama kabiliyetini en lyı açıklayan bellek sistemi işlemsel, anlamsal ve episodik bellek olan uç-bolumlu bir sınıflandırma sistemidir.
Mttetn tek bir hıycranık y^apıya »biput En aVua WunM\ ı^kımeN , ^ HMirakı sistem ı>Un aı\Uıtm\ bcUeftı. anVamsa\ beVVek vıe onun «U sistemi olan epısndık bcUeftı h,ctw. VAet ne kadar daha vm levın-daha alı seviyedeki sistem veya sistemlere balalı olsalar ve ocdaı dcsıeklcnselcT de. her bir sistemin kendine bas kabıViNetlm vardır «it diııevdckı bM^ımı olan işlemsel bellek uyaranlar ve teriler ara-haftUmıUn tutar. Oaklcy’ın (1981) ı^afenşımsal kelick lAan^ ışatet et J^llck tipine denk düşer. Anlamsal bellek halıhaıırda olmayan u^l cday-^ttmsıl etmede ck bir kabiliyete sahipken, epısodık bellek
1980 sonbaharında, literatürde “K.C.” olarak tanımlanan, W yaşında bit ıjan\ Toronto’da işten eve dönerken ciddi bvr motosiklet kaıası get,ırıt.Ç>u jjıhsu ka:a psikolojiye epısodik ve anlamsal belleğin organik doğasına ı\ıv lanıjok önemli bir örnek kazandırmıştır. Kazanın sonucunda “K.C.” bu ı;ok pı bilmekte fakat hiçbir şey hatırlayamamaktadıt.
hafta «ıxıunu burada f^ırdıgını bilir ve hatta harita üzerinde yazlığın yerini ^merrKlır fiakat yazlıktayken yaşadığı tek bir olayı bile hatırlayamaz. Na'
Mİ ^tranv oynandığını bilir fakat kiminle oynadığını hatırlayamaz. Bir ara-bası olduğunu, arabanın markasını ve yılını bilir fakat arabayla yolculuk ettiği tek bir anı hlc hatırlayamaz. Aynı eksiklik gelecekle ilgili olarak da kendini gösterir. K.C.’nın bilişsel dünya içinde dondurulduğu geçmişini bilmediği gibi, geleceğini de önceden tahmin edemediği sanılır.
K.C.’nın en çok hasar gören beyin bölgeleri sol frontal-parıetal ve sağ pa-netal-oksıpıtal alanlardır. K.C. amneziktir; fakat sahip olduğu amnezinin tipi çok önemlidir. Normal, günlük ve bilinçli deneyimleri hatırlamada zorluk yaşar. “Yapmış olduğu ya da yaşamış olduğu tek bir olayı bile” (1989a) bilince getirip, farkında olamaz. Bununla beraber zihinsel genliği yoktur, normal konuşabilir, okuyup yazabilir bilinen nesne ve fotoğrafları tanıyabilir ve bir şeyi yaptıktan bir iki dakika sonra yapmış olduğu şeyin farkında olabilir. Görünüşe bakılırsa, K.C. geçirdiği kaza sonucunda büyük ölçüde epısodik bellek, daha az bir oranda da anlamsal sistemin işleyişi için gerekli olan beyin bölgesi hasar görmüştür.
İkinci tıp çalışma, bölgesel serabral kan akışını (rCBF) ölçerek anlamsal ve epısodik belleğin kortıkal odağını gösterir. Bu teknikler ve veriler Bolum 2’de tartışıldığı ve kısaca bu bölümün başında tartışıldığı için, özet dışında burada ele alınmayacaktır. Değiştirilmiş PET tarama işlemi ile kortekstekı kan akışını (lokalıze beyin faaliyetinin belirtisi olarak yorumlanır) ölçerek, farklı bellek işlemleri sırasında beynin kortıkal haritasını çıkarmak mümkündür. Bir kışı anlamsal bellek faaliyetleri yaparken beynin bir bölgesinin, epısodik
K.C satranç oynayabilir ama satranç oynadığı hiç kimseyi hatır-lavamamaktadır.
|v>wckı holıımde Tulvıng’in benimsediği bellek yaklaşımı, noral faaliyet-bellek tipleri arasında doğrudan bağlantıların olduğunu buldu. Rumel-1^ ve McClelland ve arkadaşlarının (1986) geliştirdiği bağlantıcı (veya modelinde nöronların işleyişi de göz önünde bulundurularak, noronla-l^iL-eyen daha küçük birimlerin incelikli analizinden yola çıkarak bellek |f(tılenmeye çalışıldı. Bundan başka, Tulving’in modeli beyin faaliyetleri-kgoılemnesinden yola çıkılarak oluşturulurken, bağlantıcı model bellekte temsilini yöneten kuralların gelişimi üzerine kuruludur. PDBİ bellek İslının başka bir özelliği de bir bellek modeli olmasının yanı sıra, hareket bilginin temsili için de bir model olmasıdır.
I PDBİ modelinin temel faraziyesi, zihinsel süreçlerin bırbırıyle oldukça yantılı bir birimler sistemi aracılığıyla gerçekleştiğini öne sürmesidir. Bu îfffljcr faaliyet değerlerini yüklenir ve diğer birimlerle iletişime girer. Birim-kr bısıt işlem elementleridir. Bu işlem elementleri sunumdaki harfler, söz diamı idare eden kurallar, hedefler veya hareketler gibi (klavye üzerinde bir ^varma hedefi veya piyanoda bir notayı çalma gibi) şeylerin doğası hak-utiı olası hipotezler içinde bulunur. Birimler daha karmaşık yapıları inşa floök blok oluşturdukları ve daha geniş ağlar oluşturmak üzere diğerleriyle ■jiklen için atomlara benzetilir. Beyindeki bir nöron, daha geniş sıstem-İBoluşturmak için paralel işleme yoluyla diğer nöronlarla birleşen bir birim
Atomların moleküllerin içerisinde organize olması gibi birimler de modul-i^çerısınde organize olur. Şekil 7.12’de basit bir bılgı-işleme modülü gös-mbcktedır. Oldukça basitleştirilmiş bu modülün temsiline (gerçekte her *oUdekı birimlerin sayısı binlerden milyonlara kadar artabılmektedır) ba-dilırvda, her birimin uyarım çizgileri içerisindeki diğer modüllerden (solda-hlfi aldığı, işlemden sonra bilginin, çıktı çizgileri içerisindeki diğer mo-kre (sağdaki) geçtiği görülür..
ye, ona dışkın atıflara dayanarak ulaşabiliriz. Eğer size arkadaşınızın bir resmini gösterip, nerede yaşadığını ve ne yaptığını anlatırsak, arkadaşınızın ismini hatırlayabilirsiniz. Bütün bu atıflar bellekte depolanmış olan söz konusu isme ulaşabilmek için kullanılır. Elbette ki bazı ipuçları diğerlerinden daha iyidir.
Bu teori her ne kadar soyut ise de gerçek yaşamdaki faaliyetleri açıklar. Arkadaşınızın ismi örneği de devam edecek olursak, “Tenis oynadığınız adamın adı neydi?” gibi bir soru sorulduğunu düşünün! Böyle bir soruşturma, en azından iki ulaşdabdir-içerik ipucu verir: Adam ve tenis arkadaşı. Eğer sadece bir adamla tenis oynadıysanız ve o kişinin ismini biliyorsanız, bu durumda cevabın basit olması gerekir. Eğer bir çok erkek arkadaşınız varsa, cevap imkansız olabilir. Ek bilgiler (örneğin sakallı adam, sohelli oyuncu, kırmızı tenis şortu olan genç, köpeği olan genç adam v.b.) soruşturmadaki verileri bir araya getirebilir. Bu atıfların hepsi sadece bir tek kişiyle bağlantılı ise, araştırma alanının ne kadar daraldığını görebilirsiniz: Tenis oynadığınız sakallı adam sol'cllı olan, kırmızı tenis şortu giyen, yakıcı servisleri olan ve köpeği olan biriydi. Gerçek yaşamda bu atıfların her biri tek bir kişiden daha fazlasıyla bağlantılı olabilir. Çok lyı servis kullanan veya sakalı olan bir çok kişi tanıyabilirsiniz. Eğer durum boyleyse aradığınız kişinin dışında daha başka isimlen de hatırlamak mümkün olur. Bununla beraber eğer kategoriler spesifikse ve birbirini karşılıklı olarak dışarıda bırakıyorsa, geriye getirme büyük bir olasılıkla doğrudur. Belleğin paralel dağılmış işlemler (PDBİ) şeklinde kavramlaştırıl-ması, bu bileşenlerin birbirlerine karışmalarını nasıl engeller?
Bu modele göre bilgi diğer birimlerle sayısız bağlantılar aracılığıyla bellekte temsil edilir. Eğer bir yükleme bir dizi farklı anının parçasıysa ve aktıve edilmişse (örneğin arkadaşınızın ismi neydi?), yüklemenin
ilişkin göndermeleri gen getirmek istediğinizi dufunun. Rjlph a inceleyerek (sistemde sadece bir tek Ralph vardır), onun bir Jet ^ otuz va^l^tında, bekilr ve uyuşturucu madde satıcısı olduğunu hatır' jjjfşını: Gerçekte. Ralph’ın bir temsilini hatırlamış olduk, ülger bir de^ Rslph’ın kim olduğunu hatırlamış olduk. Buna karşılık, eğer sisteme baş-l^bıik»Ş açı.sından baksaydık ve daha az bilgiye sahip olsaydık, beliniz SO' ^Urşılaşahılırdık. Örneğin eğer Jet olan birini arasaydık otuz yaşların-^ bekâr olan ıkı isimle karşılaşacaktık'Ralph ve Mıke. Bu örnekte özele pfk u^ın daha fazla bilgiye gereksinim vardır (Polis soruşturmaları da kaplı ve hariç tutma ilkesine dayanan benzer bir ağ kullanarak sonuca var-itidir).
Iıglantıcı bellek modelinin bir diğer özelliği de kompleks öğrenmeyi, [k yaşamda karşılaştığımız bellek işlemlerinin tipim açıklayabilmesidir. Ijlcmlcr bir kategori veya prototip oluşumunu öğrenmeyi içermektedir ^Bı^lum 5). Bu süreçler Ebbinghaus’un deneylerinde anlamsız hecelerin lılmesi sırasında gerçekleşen süreçlerden daha fazlasını gerektirmektedir.
|r Erkek ve Köpeği. McClelland ve Rumelhart (1986) tarafından ilen kn şu prototip öğrenme örneğini düşünün. Küçük bir erkek çocuğu, her krklı isimlerde farklı bir çok köpek görür. Bütün köpekler farklı özellik-ııluptir fakat hepsi köpek prototipine (köpeklere has özelliklere) uyar. |ve McCarthy’nin örnek yüzlerle elde edilen deneyimlerle oluşan pro-fyuz örneğinde olduğu gibi (bkz. Bölüm 4), buradaki erkek çocuk da ör-köpeklerle yaşadığı deneyimler ışığında prototıpik bir köpek için bir bel-İuşturur. Yüz örneğinde olduğu gibi erkek çocuk hiç görmese de, proto-Ipcğı bir köpek olarak tanıyabilir. Elbette çocuk her bir köpeğin ısmmı fcvamaz, ama en yakın zamanda görülen köpek hâlâ bellekte olabilir. İtip oluşumu için baglantıcı modelin teklif ettiği mantık, bir dereceye ijetler ve Köpekbalıkları üyeleri için verilen örneğe benzer. Erkek ço-vconun (prototip) köpeği vakasında bağlantıcı model, erkek çocuk ne n bir köpek görse, modirideki bir çok birim üzerinde görsel hır onıntu letı oluştuğunu varsayar. Tersine köpek ismi, azalmış bir öruntu faalıye-Itır Butun omek köpeklerin birleştirilmiş faaliyeti, sabit bir bellek tem-kopek prototipini oluşturur. Böylecc model burada verildiğinden da-şnntılı bir şekilde ele alındığında, bu tıp bir anıyı oldukça lyı açıkladığı
Çjilışma hellcftının, bılpmm sürekli olarak bellekte tutulmasını sağladığını, bı^ylclıklc bu bilgilerin kullanılabildiğini hatırlayın. Bilginin aktif bir şekilde tutulmasına prcirontal, premotor ve parıetal kortikal alanların aracılık ettiği bilinmektedir. Axel Mecklınger ve arkadaşları bu kortikal alanların belirli lyerık veya surelilere göre özelleşip özelleşmediğini değerlendirmek iyin fMRl kullandı. Uyaran olarak, “Klingon” harflerini oluşturmak iyin dönüştürülmüş MS Word fontu (Klınzhai), kelebek resimleri, ve bilinmeyen yüzler kullanarak, katılımcılardan bilgisayar ekranı üzerindeki yerlerini hatırlamaları, sonra da ıtemler tekrar verildiğinde, onların aynı yerde olup olmadıklarını belirtmeleri istendi. Bu çalışım belleği görevi, katılımcılar bir fMRl tarayıcısı lyerısındeyken yapıldı, çalışım belleği lyerıklerını korumanın ınferıor frontal bölgeler tarafından kontrol edilen motor ve algısal ağların faaliyeti ile geryek-leştığı görüldü. Daha arkadaki parıetal bölgelerin nesnelere ait algısal temsillere sahip olduğu, premotor bölgelerin ise tepki temsillerine sahip olduğu ortaya yıktı. Daha sonra inferıor frontal bölge, bu algısal ve tepki bilgilerini birbirine bağlamaktadır. Bu sonuylar prefrontal korteksin sadece içerik ve surey yönelimli olmadığını, aynı zamanda görev yönetimi iyin stratejik bir işlem merkezi olduğunu göstermektedir.birebir ürünler sundu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder